Konumu: Sair
Ülke/Bölge/Sehir:
Meslek:
Aktivite: 14
Siir Sayisi: 14
Abdullah Oral Özgeçmiş
1962 yılının haziran ayında duman yürümüş Karadeniz dağlarını duldasında adı gibi şirin bir köyde dünyaya geldim.
Adını çiçekten alan çiğdem köyü baharda başka güzel olur burcu burcu çiçek kokar papatyadan karanfile çiğdemden menekşeye neyi koklamak istersen öylesine güzel kokar sokaklara yayılmış çiçekler köyümde.
Sularında nergis başka güzeldir. Dağlarında akasyalar kestane çiçeği bal taşır arılara. Yazı başka güzeldir, kışı başka güzel. Gelini ayrı bir güzeldir kızları başka güzel.
Her şey o kadar güzeldi ki çocukluğumun şimdi o günleri andıkça tarifi imkânsız sızılar hissediyorum yüreğimde...
Sonradan kopartıldı güller dalından kanatıldı dağların yüreği, barut kokularına yenik düşen kökler taşıyamadı dallara can suyunu ondandır, erken yaprak dökümü bizim dağlarda. Kızıl dere varsın vura vura başını taşlara koştursun koyaklar boyu, silemez içindeki kan kokusunu güneş enginlere doğmuyor gayrı.....
Doğduğu yerde doymayan insanlar kendi gözyaşlarını içerek düştüler göç yollarına ve adına gurbet denildi yurtsuz sürgünlüğün, sular gibi akıp gittiler doğdukları yerden büyük şehirlere bende böyle bir sevda seline kapıldım
İlkokulla çocukluğumu da bitirdiğim köyden ayrıldım. Çırak olarak bir lastik fabrikasının torna bölümünde çalışmaya başladım.
Günler günleri getirdikçe zulümler büyüdü zulümler büyüdükçe içimdeki isyanı yeşertti çırak olmak kolay değildi bu şehirde. Ne sahip çıkacak devlet nede arka verecek anne baba vardı.
Zaten babamın o son sözleriyle perçinlenmişti köleliğim, ustaya “eti senin diyordu kemiği benim”...
14 yaşında ilk sendika mücadelesine başladım 6 aylık onurlu bir direnişten sonra nihayet kazanmıştık ilk zaferimizi grev çadırında bu sürede birçok kitle örgütleriyle tanıştım. Bir demokratik kitle örgütünde dinlediğim müzikle büyülenmiştim. Ruhi su söylüyordu el kapıları daha sonra bendeki ruhi su düşkünlüğü beni şiir yazmaya zorladı. O gün bugündür emeğin ve emekçinin sevdasını ve isyanını yansıtmaya çalıştım dizelerimde büyük şehirler kendi içine çekiyordu beni... Ünye’den sonra ilk durağım samsun oldu iki yıllık bir süreden sonra da İstanbul’a doğru çekmeye başladı içimdeki büyük şehir özlemi....
12 Eylül, güzel olan ne varsa her şeyi silip götürüyordu, tutuklanmalar gözaltılar derken askerlik görevim geldi düştü kapıya. Askerden sonra tekrar İstanbul’a gittim o eski İstanbul yoktu artık. Her şey tadını yitirmiş zehir zıkkım....
1985 yılında Ankara’ya yerleştim hala Ankara da yaşamaktayım birçok dergilerde yazım ve şiirlerim yayınlandı birçok ödüller aldım ve 7 arkadaş bir araya gelerek Halk ozanları kültür ve dayanışma topluluğu derneği kurduk Aşık Mahzuni Şerifin Onursal başkanlığında ilk ozanca duruş mücadelesini verdik 18 Mayısta o büyük insanı yüreğimize gömdük ondandı şiirlerin dik başlı duruşu.
hala ayın dernekte mücadeleye devam etmekteyim birçok halk ozanları antolojisi çıkardık
Ve yüreğimizdeki isyan ve sevdalarımız adlı ilk şiir kitabımı 1999 Mayısında okurlarla buluşturdum ardından.2004 ağustosunda Eylül zamanı
2005 Temmuzunda Sürgün Sular adlı kitaplarımla düşüncelerimi ve sevdalarımı yeniden güzel insanlarla paylaşma amacıyla kaleme aldım.