ben düşler tramvayına binerken şehrin pırıl pırıl bir ay doğmuş olurdu dünyaya hanem aydınlanır annem uyanırdı babamın serçelenmiş ayakları saçılırdı ufak tefek sokaklara ben sokaklara borçluydum çocukluğumu bolluk günleri miydi babamın elinde ay ışığı bir de dolu file, dönerdi eve, benim yakınımdaydı ekmek parası, gökyüzünün teri, salıncaklar, ben çekidüzen verirdim eski dünyaya biraz umutsuz, az ironik, bir parça kırılgan yağmuru bol kış akşamlarında dip odalarda kısa pantolonlu aşık bağbozumuydum ben duygularım karmakarışık
ben aşkla ödeşir düet sona ererdi zambak gibi sözcüklerden oluşan nasılsa yağmur yağardı tenha vakitlere seke seke yürüyüşünden tanırdım yağmuru, seni, baş dönmesi serüveni
yağmurun iplerinde törendi beyaz gemi
Ahmet Ada 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|