Geçiyor önümden, sirenler içinde, Ah eller üstünde, Çiçekler içinde. Tabutunda mor dağların büyüsü, Dudağında yarım bir sevdanın hüznü; Aslan gibi göğsü, türküler içinde.
Rastlardım avluda, hep volta atarken, Cıgara içerken Yahut coplanırken. Sırtını duvara verip öyle tünerdi. Kimseyle konuşmaz, dal gibi titrerdi; Çocukça sevdiği çiçeğini sularken.
Diyarbakır´lıymış, kod adı: Bahtiyar. Suçu saz çalmakmış, öğrendiğim kadar.
Beni tez saldılar, o kaldı içerde. Çok sonra duydum ki Yozgat´ta sürgünde. Ne yapsa, ne etse, üstüne gitmişler; Mavi gökyüzünü ona dar etmişler. İki dişi de kırıkmış öldüğünde.
Gazetede çıktı, üç satır yazıyla; Uzamış sakalı, Ve çatlamış sazıyla. Birileri ona "ölmedin" diyordu, Ölüm ilanında kan gülüyordu, Yüz-yüzeydim, bir devrim enkazıyla.
Geçiyor önümden, gül yüzlü Bahtiyar. Yaralıyım, yerde kalan sazı kadar.
yusuf hayaloğlu 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|