Güz mevsiminde güller bir başka güler
Güz mevsiminde bülbül bir başka öter
Güz mevsimde gök bir başka duvak takar
Güz mevsimde yer bir başka duvak takar
Güz mevsimde güneş bir başka doğup, batar
Doğuş ve batışında sanki renk cümbüşü akar
Bu manzarayı gören insanlar hayretle bakar
Yer-gök birbirini ufukta bu renkle kucaklar
Sabah doğuda patlayacak volkanın alevi görülür
Akşam batıda sanki sönecek volkan alevi görülür
Gündüz karadan havaya atılan ateş güllesi görülür
Geceleri bu volkandan sıçrayan kıvılcımlar görülür
Sabah süzülen ışıkla ipekten çeşit çeşit duvak örülür
Güneş gurub ederken; yüzü bu ipekli duvakla örtülür
Güneş, sabahları duvaklı gelinin tuğrası gibi görülür
Akşam da bu duvak arkasından ışığının rengi süzülür
Güneş yerini dolunaya bırakırken sanki denize düşer
Kendisi batarken ışık huzmeleri uzak ufuklara düşer
O anki güzelliği görenler hayranlıktan bayılıp düşer
İlham gelen şairlere de işte böyle; şiir yazmak düşer
Sensiz serin olur güz mevsimindeki yeller
Sen olmazsan; yüzüme bile bakmaz, eller
Sıcaklığına hasrettir; el-ayak, göz ve dudaklar
Şair güz gecelerinde hasretle yollarına bakar
Gökyüzüne serpilmiş pırlantalı tesbih taneleri
Başlarına da imam olarak dikilmiş dolunayları
Sensiz hiç geçmiyor; serin, mehtaplı, güz ayları
Geçse de; arkadan geliyor daha soğuk kış ayları
Güz mevsimde yapraklar gazel olmuş hışır hışır
Sevdiğim yâr, eller sevdiğiyle uyurlar mışıl mışıl
Yeryüzünde ışıklar; ateş böceği gibi yanıyor ışıl, ışıl
Sevdiğim; yollarına bakan gözlerim yanıyor ışıl ışıl
Gökyüzünde katar katar olmuş güneye gidiyor turnalar
Yeryüzünde sıra sıra olmuş, yuvaya gidiyor karıncalar
Dalından düşmüş yapraklar toprak olmaya gidiyorlar
Yâr nerdesin görenler bekleme ömrün bitiyor diyorlar
B. Tunca/02.09.2001-16.15
Bayram TUNCA 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|