Hayat dediğin, doğum ile ölüm arasındaki yoldur
Diyar-ı gurbette hasret ve çile çekmek çok zordur
Gül olmak, hem de gurbette gül olmak çok zordur
Hele, hele bülbüle hasret kalmak daha da zordur
Diyar-ı gurbette gülün derdi, çilesi bol mu boldur
Gurbette gül olmak; için için yanan bir al kordur
Gurbet yolu ince uzun ta Fizan’a giden bir yoldur
Gurbette hasret, özlem, çile çekmek çook zordur
Gurbette güller içinde Gül olmak(abla) çok zordur
Hele bir de ağabey rolünde olmak; daha da zordur
Hasretten kavrulursun tuzlu Çorum leblebisi gibi
Belleğindeki duygularla savrulursun selviler gibi
Gurbette sarayda da olsan memleket gözünde tüter
En âlâ yemeği yesen, memleketinki burnunda tüter
Aldığın haberle ya belin bükülür, ya da yüzün güler
Bundan dolayı; bülbül altın kafeste bile dertli öter
Diyar-ı gurbette gül derdini, varsa bülbülüne döker
Hele bir de yaranını yitirmişse; o an ah, vah çeker
Daha gençliğine doyamadan, için, için eriyip çöker
Gül! belki şaire şöyle der; yazıp durma artık yeter
Gurbet öyle acı ve acımasızdır ki; ölümden de beter
Vatanındaki tüm sevdiklerinin özlemi burnunda tüter
Gurbetteki ayrılık hasreti; dert olarak yeter de artar
Gurbette gün geçtikçe her şeyin özlemi arttıkça artar
Gurbette bir gayen için bulunuyorsan o an sevabın artar
Hastalık ve musibete karşı sabır göstersen derecen artar
Şikayetçi olmaz da sabır gösterirsen hicret sevabın artar
Eğer; dost ve akrabayla alakayı kesmezsen, duacın artar
B. Tunca/09.09.2001.9.55
Bayram TUNCA 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|