O masum çocuk bakışlarıyla başlar Çıkmazlara saplanacak en koyu aşklar
Sevinçle serpilir kuytularda, gözden ırak Suçlansa da büyür sevgi, gizli ya da aşikar
Boşanır yürekte zincir, kopar kelepçeler Köpüren sevda selidir, bendleri aşar
Kuşkunun akrebidir, durur taşın altında İki gövde bir iken, ansızın ordan çıkar
Yüreğe akan zehir, zehiri akıtan iğne Güneşe çekilen perde, ışığa örülen duvar
O karanlık kapılar, girilen sonsuz dehliz Bütün yollar kapalı, mevsim kış, her yer kar
Dişler kamaşır tadından o yasak meyvenin Oysa her büyük günahın sonunda mutlak ölüm var
Cinnetin kıranından geçilir, sokaklar bile kan Biter mi belası aşkın, nelerle yüklüdür rüzgar
Kim ola uslanan, çılgınsa yaşamın ta kendisi Akmadan kan, boşalmadan son kılcal damar
Kemikler sürme olmadan, külleri savrulmadan Unutulmaz o yangın, güze erse de bahar
Hüseyin Yurttaş 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|