Uçuyorsun gökyüzünde, süzülüyorsun
Saç kuyruğun sırma tanecikleri gibi saçak saçak
Bağlamışsın tellerine özlem ağızlı jiletleri
Sürüyorsun gözlerime, bilmiyorsun rengi kan
Yumup gözlerimi
Ağlamak bana düştü…
Bir kıyamet gibi kopuyorsun düşlerimde
Gidiyorsun yok oluyorsun meçhule
Gözlerim dökülüyor yüzüme sırdan
Boğazlanıyor umutlar ateşlere sürgün dizginsiz akıllarda
Kan damlacıklarını
Bağlamak bana düştü…
Göz pınarlarım nasır tutmuş kanyonu kuru!
Seçemezken gök kuşağının renklerini
Zifirî bir yazı düşüyor alnımıza, isli geçmişten
Çığlığımız susuyor kerbela’yı seyreden güneşe inat
Kör kuyulara
Çağlamak bana düştü…
Mayın yağmurlarında, Tufan yarası alıyor uykularım
Karartma gecelerde alnım yalın, sırtımda elvedan
Bana düşman tetikler düşmüyor , geri tepiyor
Avuçlarımda yitikliğin şarapnel parçaları ve sıkılan yumruklar
Yürek yaralarımı
Dağlamak bana düştü…
Umutlarımız çark oluyor kısır zamana
Dönsün dönsün de getirsin diye O’nu
Kaptırıyoruz dişlilerine belleğimizi, akıl yitirmiş bizi
Paslanıyor rüya çarklarının yolları, uçurumlar
Kan kusup kusup
Yağlamak bana düşüyor