Ey sevgili
Seni beklediğinden daha çok sevmedim mi?
Hangi tepesinden bakarsan bak İstanbul’un
Bir panoramaya çizmedim mi endamını,
Ufkunda hep seni göreceğim..?
Bilsem de çileyle bezenmiş bu yolun
Daha başındayken serencamını
Bir bakışına benzer diye
Tüm şerefelerini donatmadım mı
Boğaziçinde dizili minarelerin?
Güneş şulesinden kandillerle..
Ve ben yine vurulmadım mı
Lacivertten sıyrılan maviye..
Tenhasından ürkme diye
Uyurken mışıl mışıl..
Omuzumdan yükselip yerleştiğin,
Yüreğimin keşfedilmemiş doruklarına
Adını yazmadım mı, ışıl ışıl?
Özenip de Sultanahmet’in
Göğü delen mahyalarına..
Belki de seni uzaklara sürükleyip,
Tek mahkumu olmaya can atarken
Gardiyanı olduğun gönül hapishanesinin;
Aşiyan önlerinden akmadım mı sevgili?
Usul usul açık denizlere.
Akıntıya inatla direnen
Kızkulesine nazire.
Ne yağmur gibi göktaşlarının
Ne de gaipten fırlamış
Cilveli yıldızların
Çarpmalarına aldırmamış..
Haresi gözünü alsa bile
Hep yüzünü görmeye amade,
Ekseninde dönmeyi unutmuş
Bir garip peyk olmadım mı?
Merkezinden uzakça,
Beni tuttuğun yörüngede
İnsicamında dönüp duran ahmakça..
Daha ne istiyorsun sevgili?
Tüm organları istila etmiş
Bedenim ölçüsündeki yüreğimi
Hayat damarlarından,
Sana hasretle beslenmiş
Sadece kıvrımları kalıp urlaşmış beynimi,
Bu esaretten kurtaracaksan;
Al..!
Kopar da al..!