Susarsam gidersin; biliyorum
Uçsuz bucaksız suskunluğumun ardına verip hasretim olursun
Sebepli sebepsiz yazdığım ayrılık şiirlerinin suskun bakışlarında kaybolursun
Ağzımı açıp bağırmazsam sana ve gidişine, durmazsın; biliyorum
Resmigeçitlerin soğuk valilerinin suskunluğuna idam edersin kendini
Sustuğum her an için bir darağacı ekersin toprağıma
Ayrılık türkülerinin çığlıklarına inat edip susarsam eğer,
Mecnun’un gittiği her yere gider, susadığı her yerde susarsın; biliyorum
Gemiler dolusu yalnızlık bırakarak bana, şehir şehir kaçarsın; biliyorum
İçimde biriken içli yakarışları haykırmazsam suratına,
Dönüp bakmadan ardına, deli suskunluğumla baş başa bırakır gidersin; biliyorum
Ellerime dolan yalvarmalarımı dilime taşıyamazsam, gidersin; biliyorum
Rüştünü ispata gayretli çocuklar gibi kırılgan asabiyetinle dağılırsın
Savaşkan adamların vaveylalarına ketumluğumu şikâyet ede ede gidersin; biliyorum
İri yarı cümleler içinde “GİTME” diyemezsem eğer,
Naralar dolusu sevgiyi bağırışlarımla hibe edemezsem eğer,
Babil’den aşağıya ulaştıramazsam sana olan düşkünlüğümün çığlığını
İlla ki gidersin,
İki nehir arasında çağlarsın,
Suskunluğuma inat;
Biliyorum,
Gidersin….
Memet Karabalık 12.08.2006 Saat: 10:23
|
|