An gelir
yeni ayrılıklar tomurcuklanır ayışığında
dilinin zehri damarlarımda dolaşır
şimdi hiç yoktan
güzel ayrılıklar sipariş etme benden
ki hiçbir ayrılık güzel değildir
yaşanan başlıbaşına bir heyelan
yüreğinden bir parça toprak kopar
çölleşirsin
gözyaşlarınla vurma beni sırtımdan
ki ancak
bir gözyaşın öldürebilir beni
çünkü gülüşüne oynadım tüm bahisleri
tasım tarağım da senin olsun
taşınırken hayatından
giderayak
daha da yoksullaştırma beni
tüm bu yürek sancıları
ağustos üşümeleri
damıtılmış hüzün damlaları
senin eserin
yetim kalan umutların
ve düşük yapan hayallerin
sebebi sensin
marifet sahibisin, bilirim
hayatımın yankesicisi
en iyi sen çalabilirsin
bir aşkın gülüşlerini
en iyi sen sökersin yıldızları gökyüzünden
ve en iyi sen anlarsın
günahlarına beyazlar giydirip
gelin gibi başgöz etmekten
dalgıçlığın yoktur amma
bir bakışta çözebilirsin kalbimin enginliğini
ruhumun zenginliğini
yüzölçümünü yüreğimin
söyle benim yaşayan tek pişmanlığım
var mı daha zulanda hünerlerin
o kadar ustaca yokettin ki herşeyi
ilk defa bir ayrılığın hüzünsüzlüğündeyim şimdi
söylenen tüm güzel sözler tedavülden kalktı
yaşanan güzel anlar
kireçli çukurlara gömüldü
ne dile dolanan son bir söz
ne ayakları zorlayan adımlar kaldı
buharlaştırıyorum seni hayatımdan
kendinle getirdiğin herşeyi sana katarak
ve can çekişen bir aşkın son sözlerini
vasiyet niyetine şiire imge yaparak
gidiyorum
çarparak yüzsüzlüğüne kapımı
bensizliğin karasularındasın artık
seninle paylaşabilecegim tek şey
bu hayatta
sadece atmosferdeki hava