-Merhum Ergun Aytaç'ın ardından-
Fecrin alacakaranlığında ağlıyor gül,
Şimdi gezinirken hüzün bahçelerinde Eylül.
Bir veda şarkısının ahengiyle,
Masmavi gökyüzünü duru şafakları,
Kar mavisi kirpikleri kuşatmış sevgilinin.
Guruba akseden solgun rengiyle,
Sonuna yaklaşmaktayız bir hüzün mevsiminin.
Uzun ve beyaz bir vadide yol alırken,
Nafile gençliğim,
Her iklimde ayrı izler bıraktım.
Ey elest bezminde tanıştığım sevgilim,
Sana ne kadar da uzaktım.
Gözlerinden düşerken birkaç billur yaş,
Omuzlarında yük ve heybeleriyle,
Yolcular gidiyor yavaş yavaş.
Küçülüp kaybolan gölgeleriyle,
Gönülleri tanrı'ya sırdaş.
İz sürdüm peşlerinden adım adım,
Ben yürüdüm, yolculuk buysa eğer.
Ömrümü bu sonsuz yollara adadım,
Eylül,şaşkınlığımın diğer adıymış meğer.
Yada öbür yüzüyle sevdiğim ince kadın.
Eylül, sır dolu cazibe şuh bur gülüştür;
Yaşanmış sevdaları anlatan.
İnce ve kıvrımlı yollardan süzülüştür,
Garip yolcuları ağlatan.
Eylül, ölümden de öte düştür.
Fecrin alacakaranlığında ağlıyor gül,
Bilmem hangi ömre nihayet için gelmiş,
Şimdi hüzün bahçelerinde gezinen Eylül...
(Muradiye, 21.09.2002)
Ali Rıza Atasoy 20.08.2006 Saat: 21:44
|
|