Her günün her saniyesi,
Yeniden birleştiriyorum kırık parçaları.
Bir yer, bir ışık arar gibi.
Ağlasam gecenin gündüze,
Ağlasam, kavuştuğu geceye gündüzün,
Kimdir, nedir kayan yıldızların ışığı,
Ne değildir,
Çizilebilir mi resmi mutluluğun?
Şimdi sesini dinliyorum
Kayalardan dönen her dalganın.
Neredeyse gece yarısı.
Ve, adı belli olmayan kıyımlar geziniyor,
Sana yaklaştıkça bana uzak.
Gözlerimi tavana dikiyorum.
Ölüm ilanları, çarşaf çarşaf.
İlk fırçanın izleri dolaşıyor,
Her bir dalgada sigara dumanı.
Sen merhameti hak etmiyorsun,
Ey ruhunu satan intizar!
Senede bir gün değil,
Her gün, yol gözlüyor şehit anası.
Kandırılırken merhametsiz sayfalar,
Esir sokaklarına düşüyor şehrin.
Kuşaktan kuşağa yükselip,
Acımasızca geziniyor
Yürek burkan kahkahalar.
Derin bir sessizlik çöküyor içime.
Çoktan uzaklaşınca merhametin kolları.
Dört nala atlılar geçiyor yükseklerden.
Bir kuş sürüsü, bir deli rüzgâr.
Anladım neyin eksik olduğunu.
Vurgun yiyorum dallarında gülün,
Hüzün aynı hüzün.
Tüm gücüyle, kızıl sarmaşıklar dolanıyor,
Azgın bir suyun serinliğindeki yamaca.
Bir yanım yarım, bir yanım acıyor şimdi.
Suna Doğanay 25.08.2006 Saat: 00:10
|
|