Şu sıra, hani derler ya.
Yüzüldüğünü hissediyorum derimin.
İki dudak arasında sıkışmış,
Kocaman bir nehir gibiyim.
Yüküm öyle ağır, öyle ağır ki yüküm
Truva’dan atlar geçiyor sanki.
Çelimsiz sazlar, biçimsiz çalılar..
Büyüyor derinliklerinde süklüm püklüm
İç çekişmeleriyle savaşan ruhumun.
Nasıl sakınırım bilmem ki öfkesinden,
Zamansız tutkularını kızgın güneşin?
Merope şaşkın, Artemis taşkın.
Kayarken eşiğinden uçurumun.
Elleri ateş topu Orion’un.
Dalıyorum derinliklerine mavilerin
Dibi görünmeyen umutlarla karşılanıyorum.
Yüzüme ölü dalgalar vuruyor beyaz gömlekli.
Hepimiz akvaryumda bir balık, eskidik mi!
Derken akşam oluyor, ansızın
Yüreğimde onarılmaz bir yara.
Kopup gidiyor şuramdan bir şeyler.
Ölümleri boşayıp, rüyalara göçüyorum.
Bir gölgem biliyor, bir ayak izlerim.
Bir de kumsala vuran dalgalardır düşündüklerim.
Suna Doğanay 25.08.2006 Saat: 09:44
|
|