Birçok Yakınmaya Bir Tek Yanıt Yeterlidir
|
|
Aç mısın, diyorsun mektuplarında, Mahir kardeşim,
on dört yıldan beri para kazanılacak, araba, kat alınacak,
eşe dosta el uzatıp yardım edilecek bir memlekettesin?
Önemsemiyorum yemekleri, birkaç sosisle, bir dilim
peynirle de idare ederim, sade pirinç pilavıyla da.
Bir pişirir, pir pişirir, iki günü geçiririm onunla.
Haşlamalar, kıymalı makarnalar, güveç ve benzeri
sebzeli yemekler de hazırlarım, birden fazla öğün içindir.
Genellikle sofram beni bir çeşit yemekle yemekler,
ne ben yakınırım, ne o, kimseye de imrenmeyiz.
Bilinçli beslenme ölçülerine göre soruyorsan,
bir üst açlık halidir ama sofram cömerttir, ne biterse
kendinden, tümünü sunar bir memleket de otursa başına.
Gerisi mi, lezzetin laf salatasıdır, dosta sergilenmez;
zaten dolmalık patlıcan gibi içleri boşaltılıp,
kıvır zıvırla doldurulacak adamı seçmesini bilirler,
süründüreceklerini de, eğer böyle olmasaydı, bir yılda
finansın asalak girdileri bire, ikiye katlanmazdı uzaktan
isimleri sizlere cazip gelen bu egemen coğrafyaların.
Bu tip şeylerin üzerinde pek fazla kafa yormam,
ısrarla sorduğun için yanıtlamak zorunda kalıyorum;
son gelen mektuplarını da okudum, nasıl duymuşsan
bilmiyorum, aynı şeyleri yazmışsın yine.
Aç bırakılması gerekenlerdenim, altmış üç kilogramlık
fizikî ağırlığıma, Dünya’nın herhangi bir bölgesinde
bir yer bulunur ama sizlerden aldığım ve göğsümün içinde
kutsal bir emanet gibi sakladığım bu tapılası varlığa
bir sığınak bulmak çok zor, işte bütün sorun bu!
Gazeteleri, televizyon haberlerini izlemiyor musunuz,
meselâ Darfur’daki kampları, Asya’daki sefaletleri...
Dilim varmıyor demeye, her yıl bir yanımızı vuran
depremler, gerçek halimiz nasıl gözler önüne seriliyor;
benim yoksulluğum, sürünmüşlüğüm mesele mi,
avuçlarımızdaki bir dünyayı sahalarına alıp onunla,
terbiyeli sirk maymunları gibi oynayanlara karşı halklar
mutfağında emeğin, umudun işçiliği, ne şereftir bana,
bundandır mutluluğum; sağlıcakla, Mahir kardeşim!
(Tartıya Kalan Düşler)
Abdullah Karabağ 31.08.2006 Saat: 16:36
|
|