Uzun bir sokağımız vardı,
Siyah parke taşlarıyla döşenmiş tozlu topraklı.
Bir cebimde misketlerim rengarenk,
Diğer cebimde topacım,
Arka cebimde de sapanım.
Arkadaşlarım vardı.
Sırık Ayhan, sarı cahit,madu Nihat,
Ve daha niceleri.
Oyunların en kralını oynardık bıkmadan usanmadan,
En sevdiğimiz oyun yakartop tu.
Herkes Nurettine düşmandı nedense,
Hepimiz ona saldırırdık
Bizden büyük olduğundan mı
Yoksa biraz kamburdu ondanmı bilmem.
Gece saklambacı, uzun eşek,
Diğer favori oyunlarımızdı.
Ara sıra sinema önlerine giderdik,
Bedavadan nasıl gireriz diye düşünürdük.
Bazen girerdik yalvar yakar,
Bazende dönerdik boynu bükük.
Akşam karanlığında sokağımız,
Bizim çığlıklarımızla dolardı,
Ta ki annelerimiz zorla eve alana kadar.
En büyük zevkimiz,
Arka sokağımızdaki bahçeden elma çalmaktı.
Çok korkardık ama çalardık işte.
Bu yüzden,
Evin koca kafalı oğlu beklerdi bazen duvarda,
Bize yan yan bakardı uzaktan.
Metin i hiç sevmezdim bahçeli bir evleri vardı,
Küçük bir havuzları,
Yere dökülen meyve ağaçları,
Meyveler yere dökülür çürürdü de,
Bir tanesini vermezdi kimseye.
Havuzlarına da yaklaştırmazdı.
Kendisi girerdi bize nispet yaparak,
Pis sümüklü Metin...
Mahalle bakkalımız,
Kocaman göbekli Mehmet amca.
Elinde kirli bir bez,
Akşama kadar karpuzlarını parlatırdı.
Veresiye vermeyi hiç sevmez,
Deftere yazarken homurdanırdı.
Bir de kirli hatice teyzemiz verdı,
Akşama kadar sokakta ,
Elinde hiç bitiremediği yarım örgüsü,
Evini hiç temizlemezdi.
Hiç halı silkelemez cam silmezdi.
Kocası gurbetteydi epeydir,
Senede bir gelirdi bazen.
O zaman çamaşır yıkandığını görürdüm işte,
Balkona asıldığını.
Reşit emmi gelirdi haftada bir,
Mahallemizin seyyar mağazasıydı,
Annem kap kacak alırdı hep ondan,
Sürahi, leğen, bardak, kova, mandal ne olursa.
Arasırada bana krampon alırdı,
Naylon krampon siyah,
Aynı gerçeği gibiydi simsiyah ..
Aman allahım pele gibi topa vururdum onlarla,
Ayağımı yara ederdi ama olsun,
Krampon mahallede kaç çocukta vardı ki..
Bazen para verirdi annem bazen de,
Babamın az giydiği ceketini pantolonunu.
Versin versin de,
İki gün sonra babamın sesini duyardık;
''Heyyy kareli ceketimi bulamıyorum''
Annemden ses yok……..
''ceketim nerdeeeee heyyyy''………
Sonra susardı babam.
Söylene söylene çıkardı evden,
Babam güzel adam.
Canım babam!
Bilirdi aslında ne olduğunu da uzatmazdı işte..
Dut yemeye giderdik bazen,
Eski virane bakırhaneye,
Ordaki dut ların sahibi yoktu,
Akşama kadar dut ağacında otururduk.
Hem yerdik hem türkü söylerdik,
Hava kararana kadar ağaçtan inmezdik.
Çocukluğum o sokakta geçti,
O uzun tozlu siyah parkeli sokakta.
Giremediğimiz sinema önlerinde,
Serinleyemediğimiz,
Sümüklü Metinlerin havuzuna uzaktan bakarak,
Reşit emminin yolunu gözleyerek,
Çocukluğum o ağaçta asılı kaldı işte,
Sahipsiz o dut ağacında………..
Çetin ATEŞ 02.09.2006 Saat: 12:33
|
|