Her yeni gün,bir başka gün,bir başka gün de
her günden ibaret değil miydi?
Yok aslında bir önce ki günün özlemiydi bu bizi
ve bizden alan,eskiye götüren,sevgiyi anlatan ve dinleten...
İnsan yaşadıklarını
sorgulayarak,yaşamadıklarına da ibretle
bakarak ölüyor.Hayat dedim çocuk kadar,
büyüdükçe eskiyor,eskiyen yanlarımızı bize vuruyor
ve bir kapı aralıyor en derinlerde,
masumca gülüyoruz oraya,sadece gülüyoruz,
dünya umurumuzda değil gibi dostlar,
götürseler dünyayı,yine umurunda olmaz,
zindanlardan bir ses yükselmezmiydi o zamanlar...
Görmezden geldiğimiz bütün yoklukların
omuzumuza bindiği şu anda,
hadi diyorum son bahara; gidelim o gelmiyorsa
bize,biz gidelim,her şey yerli yerinde değilsede
sağlam kalan yanlarımız var,
vuruldukça,kilitlendikçe gemiler gibi,
daha bir sağlamlaşıyor ve her darbe üzerine
yeniden başlıyor en meşakkatli yerinden
ve batmak üzereyken kurtarı veriyor diğerini de,
kurtarıyor ama
anlamıyor anlatamıyoruz...
Öylesine bir sordum en yakınıma,yüreğin
hiç acımıyor mu,hiç salkım topladın mı asmadan,
hiç cebinde ki parayı paylaştın mı biriyle,
hiç düş kurdunmu,hiç ağlattığın oldumu ve
oldumu hiç bana sorgusuz yaklaştığın?
o halde otur yeniden yaz dedi ve yeniden oynayalım
peki dedim demesine de,ama öylede olmazdı ki
yüreğim el vermiyordu...
Ve bir kitap;çiçeklerin ve
sevginin yaşama sanatını anlatıyor.
Odama çekildim damarıma basılmıştı,
çiçeklerin yaşama sanatı,sevginin yaşama sanatı
yaşam sanatında ki güzelliklerin önünde engel
gibi görünen o küçük ve basit hikayeler
işte buna benzer basit hikayeler
birbirimize fark etmeden büyüttüğümüz
"ŞİİR"selliğimizden başka bir şey değildi...
Ayser ÖZBAKIR 04.09.2006 Saat: 09:18
|
|