Turnalar katar katar olup güneye göç ediyor
Karıncalar sıra sıra olup, yuvalarına gidiyor
Yayla ve yazlıktaki insanlar kışlığına dönüyor
Kış hazırlığı yapmayanlar, hep ah vah ediyor
Kuşlar veda şarkıları söyleyerek güneye gidiyor
Yapraklar da el sallayarak toprak olmaya gidiyor
Rüzgâr ıslık öttürerek gidenlere yardımcı oluyor
Yağmur yüklü bulutlar da kışın habercisi oluyor
Bulutlar yağmur yüklü, gönüller hüzün yüklüdür
Denizler köpüklü dalga, dağlar duman yüklüdür
Dağ, taş, ot, yaprak, sabahları hep çiğ yüklüdür
Hazan görmüşlerin yürekleri duygu his yüklüdür
Güneş bile; yüzünü bulutlar arkasına saklar oldu
İçimi dışımı ısıtan güneş sonbaharda ısıtmaz oldu
Uçup giden yaprak gibi gidenler geri gelmez oldu
Gökyüzündeki bulutlar gibi gözler de nemle doldu
Tüm canlılarda; vedalaşma telaşı vardır sonbaharda
Her şeyde ayrılığın verdiği hüzün vardır sonbaharda
Yeryüzü hüzünden, yüzünü sarıya boyar sonbaharda
Gökyüzü bulutları bile hep ağlamaklıdır sonbaharda
Ağacın yaprağı kopartılıp atılan defter sayfaları gibi
Geçti ömrüm sonbaharda dökülen sarı yapraklar gibi
Güneş yüzünü mor peçeyle örtmüş duvaklı gelin gibi
Ağaçlar, her şeyi elinden alınan, öksüz ve yetim gibi
Sonbahar değil, arkasından gelen kış korkutuyor beni
İhtiyarlığım değil, arkasından gelecek korkutuyor beni
Gençliğim çoktan gitti, ihtiyarlık kapıma dayandı benim
İhtiyarlık alamet-i farikalarım başımda göründüler benim
Yürüdüğüm patika yollar; hazan yapraklarıyla örtülmüş
Geriye baktığımda sanki yıllarım değirmende öğütülmüş
Farkına varamadım; yıllarım geçip gitmiş, bir rüya gibi
Bir gün; şair de bu dünyadan uçar gider bir yaprak gibi
Ölüm idam-ı ebedi olmadığı gibi sonbahar da son değildir
Mevsimler dünya ile tüm içindekiler için bir devr-i daimdir
Sonbahar da bir kabuk değiştirme, bir örtü değiştirmedir
Mevtten sonraki gibi sonbahardan sonra da dirilme vardır
B. Tunca/30.08.2001.09.35
Bayram TUNCA 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|