Biliyorum bende herkes gibiyim... Sıradan... Ne kadar kendimi sana yüceltmeye çalışsam da sıradanım...
Biliyorum her şey irademiz dışında çok çabuk gelişti. Hala inanmak zor yaşanılanlara... Bu şartlar altında birine güvenmek, inanmak, yaşamak zor. Yaşamak kadar sevmek de. Hele ki sevip sevmediğine emin olmak en zoru... İçinde yaşamaya alıştırıldığımız toplum bizi kendisine öylesine bağlamış ki bir türlü zincirlerimizi kıramıyoruz. Yüreğimizde uyumaya mahkum bırakılmış o deli duyguyu heyecanı bir türlü uyandıramıyoruz. Oysa neler neler yapmak istiyoruz ki...
Kısaca korkuyoruz... Hayata gücümüz yetiyor belki ama sevmeye bir türlü katlanamıyoruz. Sevmek ölmek gibi geliyor ağır korkutucu ve can yakıcı...
Biz kendi iç hesaplarımızı bile yapamazken her geçen gün ayağımızın altında ki toprak biraz kayıyor. Bilmiyoruz ki toprak kaydıkça ayağımızın altından yüreğimizden daha bir uzaklaşıyoruz. Yani herkesin bahsettiği o sahte ölüme koşuyor ona sarılıyoruz. Denize düşen yılana sarılır misali biz de hayatın tam ortasına düştük ve paraya geleneklere adetlere kurallara sarılıyoruz...
Biliyorum hayattan nefret ediyorum. Yaşama büyük bir kin duyuyor ömrümü ve bedenimi sevmeye adıyorum. Hep karşılıksız oluyor, hep acı çekiyorum ama pişmanlıkta duymuyorum...
Belki sende diğerleri gibi olacaksın. Yüreğimi acımasızca kanatıp kendi bilinmezliğine doğru koşar adım gideceksin. Ama emin ol ki bu beden senin acını da çekmeye hazır...
Bu nedenle birkaç sene önce sadece ban acı çektirenlerin pişmanlıklarını ve beni gerçekten sevenleri hissedebilmek için intiharı seçmiştim. Bana yapılanlardan dolayı duyulan pişmanlıkları ya da sevgileri bir anda gördükçe büyük bir huzura ve erdeme ulaşacağıma o kadar çok inanmıştım ki. Kendime geldiğim de başım en yakın dostum, her şeyim, sevgilim canım annemin dizlerinde ağlıyordum... O belki anlattıklarımı anlamayacaktı ama ben yaşama daha bir düşman koşulsuz sevgiye tek adak olacaktım...
Şimdi sevmeyi seviyorum. Kendimi, insancıllığımı, bedenimi seviyorum. Mektuplar yazıyorum sevgi dolu. Yüreğimi kaderimle paylaşıyorum...
Kendimi adadığım insanlar onlara duyduğum sadakatin büyüklüğünün farkına varamadılar. Öyle olmuş olsaydı beni acıtmaz, kaderimi yaşamın pis duvarları arasına sıkıştırmazlardı...
Pişman olmadığımı söylemiştim...
Sende de olmayacağım biliyorum...
Yıllardır hastayım ve teşhisimi kendim koyuyorum koşulsuz aşk hastası...
Kötüyüm, belki de ölebilirim habersizce...
Ama bana öldükten sonra sevmeyi kim garanti edebilir ki...