Her şey üç yıl önce başlamıştı. Sahile dolaşmaya çıkmıştım, biraz yürüdükten sonra gözüm ileride bankta oturan birine takıldı. Çok masun ve bir o kadar da yalnız birine benziyordu. Yanından birkaç defa geçtim fark etmedi bile. Ölüm çökmüştü sanki üzerine o kadar sessizdi, sadece denize bakıyordu hiç kımıldamadan…
Donmuştu sanki yanaklarından süzülen iki damla yaş
hariç. İçimi garip bir ürperti almıştı ve bir sürü
cevapsız soru. Hayatım da ilk kez bir şeyi merak ediyordum kimdi bu soruları sormaya cesaret edemediğim adam. Oysa ben hiçbir şeyden korkmazdım.
Yanına oturdum fark etmedi bile. Yanaklarından dökülen her damla göz yaşında içimden bir şeyler kopuyordu sanki, yüreğim acıyordu ve daha onu tanımıyordum bile…
Usulca “merhaba” dedim cevap vermedi, bende sessizliğin bir parçası olmuştum artık. Etrafta sadece martıların çıkardığı çığlığı andıran sesler vardı. Cesaretimi topladım ve onun neyin bu kadar üzdüğünü, neyin bu kadar kırdığını sordum ve yine cevap vermedi. İliklerime kadar donmuştum.
Kafasını kaldırdı ve bana “hayat ne demek diye” sordu? Şaşırmıştım uzunca bir süre kendime gelemedim. Oysa ne kadar bağlıydım hayata. Bir an
olanca gücümle “hayat sevdiklerinde yaşamaktır o hiç ölmemektir” dedim. Usulca “ya yoksa” dedi.
Bu cevaplayamadığım beklide ilk soruydu. Ne söylemeliydim ne yapmalıydım bilmiyordum, kelimeler boğazıma düğümlenmişti kusmak istiyordum içimdekileri ama olmuyordu. Bütün dünyam o adam olmuştu. Tanımadığım o adam. İçimden dünyanın hiçbir şeye değemeyeceğini söylemek geçtiyse de sustum beklide
Susmaların en anlamsızıydı ama yine de sustum…
Yapmaya alışkın olmadığım şeyleri yapıyordum nedensizce. Usulca ayağa kalktım ve kaçmak gitmek istiyordum bu sessizlikten, kurtulmak istiyordum bu adamdan… Eve döndüm, ellerim buz kesmişti ve içim acıyordu. Tatil için gelmiştim buraya hayatımın en anlamsız tatiliydi beklide bu. Bir sürü soru işareti ve buruk bir kalple döndüm okuluma. Kafam da hep o adam vardı, düşünmek istemiyordum ama elimde değildi çıkmıyordu aklımdan. Üç yıl geçmişti olanların üzerinden yine tatil için gitmiştim oraya. Geçirdiğim bu üç yıl hayatımın en zor dönemiydi çok şey kaybetmiştim nedensizce. En yakın arkadaşım kollarımda can
vermişti ve unutamıyordum onu. O adamı unutmuştum ta ki sahilde dolaşmaya çıktığım o güne kadar, karşımdaydı aynı bankta oturuyordu ve hiç değişmemişti. Yine soğuktu yine ağlıyordu. Bu defa sessizce yanındaki banka oturdum ve onun yaptığı gibi sadece denizi izledim.
Kendimden geçmiştim, yaşadığım her şey dün gibi gözümün önündeydi onun çaresizlik içinde yok oluşu ve kollarımda can verişi… Duyduğum bir sesle irkildim, kafamı çevirdim bu oydu, oysa ki ben onu unutmuştum, ona sorduklarımı bana sormaya başladı! Bense fırsat bırakmadan “hayat ne demek” diye haykırdım bunu bana o sormuştu bense cevap verememiştim. Eğildim ve yüzüne dikkatlice baktım gözlerinin ta içine. Bu adam yıllar önce yapayalnız bırakıp, bütün gerçeklerinden kaçan ve kaçmayı kurtuluş zanneden bir zavallıydı.
O bendim. Üç yıl önce sessizliğe terk ettiğim ve korkup kaçtığım insan bendim…