Bir güz akşamının,
ölümle pazarlık kurduğu saatler
hava durmadan hafiften hafife çiseler
ardıç ağacına yaslanmış, entaresi basmalı
saçları sırmalı, gözleri kemanlı, şalı kırk yamalı
sanmayın ki yedi dümen masalı
karanlıkta ay, güneçte zümrüt gibi parlayan
bir çoçuk ağlıyor.
karanlıkta ay, güneşte bir zümrüt gibi parlayan
bir çocuk ağlıyor.elleri eğreti, ödünç tutuyor başını
sanmayın almamış henüz yaşını
tutamıyor akarken göz yaşını
kayıp gidiyor bir bilye gibi mavi gözleri
avuçlarının içinden
ağlamak geliyor içimden
bir çocuk ağlıyor,
ne annesinden şeker istediği için
ne karanlıklardan korktuğundan
bir asker görmüştü selam duran
babası sandı birden bire
AL BAYRAKTA SARILI OLAN
bir çocuk ağlıyor çalınınca bandolar
şimdi ayağa kalkacak gibi şehit babalar
ağlıyor çocuk, sarılarak bayrağa
ve kapanarak toprağa
yemin ediyor bütün varlığıyla
düşmana diyor, düşmana bırakmayacağım
babamın kanını, anamın kara alın yazısını
bir çocuk ağlıyor zamana inat koşarak
zamanla sanki yarışarak
sanırsın sipere zamandan önce varacak
çocuk gözden kayboldu...kaybolacak
ama yine bir çocuk ağla........................