Şair Aitliğinin Sesidir Şiir De Yankısıdır
|
|
Toplumsal duruştan kaçak geçişli zatıâlileri;
şiirlerinizi zevkle okuyorum, sözcükleri
mükemmel kullanıyorsunuz, sevişmeyi
meslek edinen üç yıldızlı sahil yosmaları gibi.
Meselâ, ithaflı bir şiirinize göz atalım, zatıâlimiz
müsaade ederlerse onunla ilgili duygularımı
belirtmek istiyorum övgüden sırılsıklam sözlerle:
Vazolardaki doğum günü çiçeklerinin arasında
çiftleşmeden önce, ön motivasyon safhasındaki
ince belli böcekleri öyle bir güzel anlatıyorsunuz ki
minicik bir kuş yavrusunu bile baştan çıkarabilir, tabi
ilkin şiirinizin havasına kapılıp size vurulması gerekir!
Tabu değil, ben de yazarım benzer konular üzerine...
Ama bu kadar da olmaz ki, zatıâlim!
Şiir kitabınızı incelerken bir bankta, aynı saatlerde
Eminönü’nde polis zaptına geçmeyen olay şöyleydi:
Karadenizli bir şehit ninesi, caminin basamaklarına
yığılmış; kimliği, yeşil kartı olmadığından cankurtaran
çağrılıp hastahaneye ulaştırılamıyordu.
Eteğindeki yem yerlere saçılmış, evcil güvercinler
gagalayıp duruyorlardı; gezici acil servis arabası parka
çekilmiş, bulmaca çözen görevlisi öylesine kaygısızdı.
Yaklaşık bir saat sonra, hani, şu dünya savaşlarında
dedeleri, amcaları, dayıları; Doğu’muzdaki anlamsız ve
haksız savaşta da torunları kırdırılan aziz halklarımız:
-Kuşçu kadına ne olmuş, derken yığınla kişi toplanır.
Yüz ıslatmalar, el, kol sallamalar, kolonya koklatma...
Ve kadın gözlerini açar:
-Dokunmayın güvercinlerime, der!
Epeyce nedenledir ki farkımız: şiirim, egemenlerin “hain”
suçlamasını ve halklarımızın kurtuluşu için yola çıktıkları
halde, yalpalayanlara yönelttiğim eleştirel bakıştan dolayı
“hain”likle birlikte; bu iki hainliği(sayıları artabilir) birer
madalya gibi göğsümde saklayacağım ezilenler adına!
Ve kuşkusuz, güç kaynağım, bundan dersler çıkaracaktır,
yazarken efendiler kızar diye hayıflanan zatıâlilerimiz!
(Tartıya Kalan Düşler)
Abdullah Karabağ 30.10.2006 Saat: 14:56
|
|