Babam rahmetli,sakin adamdı.
İlkokul okumuştu.
Dokuz yutkunur,bir konuşurdu.
Ürkekti hayata karşı.
Borçtan,kavgadan çekinirdi.
Belediyede memurdu.
Askerliğini de borçlanıp,
Yedinin yedisinden emekli olmuştu...
Annem hiç okumamıştı.
Fakat,çok zekiydi.
Şahane taklitler yapar,
Bizi gülmekten kırar geçirirdi.
Zaman zaman yediğim,
Ya süpürgenin sapıydı,
Ya da maşa.
Hiç unutmam ;
Bir bayram namazında,
Camide düşmüştü,
Morarmış tırnağım.
Nüfus cüzdanımda,
Ocak 1954 yazılıydı,
Eylül olması gerekirken.
Askere,akranlarından sonra,
Büyük gider diyerekten !
O da nasip olmadı ya kısmetsizlikten...
Bu defa ilkokula almadılar,
“Yaşı küçük” dediler !
Hemen iki şahit buldular tanıdıklardan !?
“Bu çocuk sonbahar panayırında,
hem de üçüncü günü doğmuştu,
hakim bey.” Dediler.
Eylülün on altısı,diyemediler !
Uzun yıllar arka sıralardaydım.
Cızlaved lastik ayakkabılı,
Fitilli pantolluydum.
Pek öyle ders çalışmazdım.
Zaten soran da olmazdı,
Hem okulda,hem evde !
Son öğretmenim,
Hüseyin Cahit Tanaydın’dı.
O beni sevdi.
Hep aferin dedi.
Rahmeti bol olsun,
Beni,O adam etti...
Beş yıllık okulu,
Altı yılda bitirdim !
Zaman geçti,devran döndü,
O okula,ne öğrenciler kaydettim !
kemalduman 03.11.2006 Saat: 08:56
|
|