İhtiyar hocaydı.
Hem hocaydı,
Hem de muskacıydı.
Hergün onlarca insan gelir,
O’na görünürlerdi.
Hoca dede onları dinler,
Sonra da duruma göre,
Muskalar yazar,
Tarifler yapardı.
Aklımda en çok kalan,
Bir bardak suyun içine atılan,
Üç gün boyunca
Şifa niyetine içilen,
Okunmuş suydu…
Hoca’nın nikahlı ikinci,
Beşinci sıradaki eşi,
O’nun gibi dindardı.
Rüyasında sık sık peygamberi görür,
Bize de uzun uzun anlatırdı !
Ev kalabalıktı.
Torun torba herkes sofradaydı.
Hasta olanın doktora,
Ve de moktora gitme gibi,
Bir şansı hiç yoktu !
Birkaç torunu bu yüzden,
Şifalı suyun kudreti yetmediğinden,
Küçücükken öldü…?
Hoca ihtiyardı ama güçlüydü.
Kendi işini kendi görürdü.
Şanssızlık bir gece yarısı,
Takunyasının kaymasıyla,
Yakasından tuttu.
Ne yapıldıysa fayda etmedi.
Hoca,genç bir doktorun,
Ellerinden şifa ararken,
Ruhunu teslim etti …
kemalduman 08.11.2006 Saat: 22:02
|
|