Kelam-ı dilde nihan, tarife perdesin aşk.
Zar olmuş cümle cihan, derd ile dildesin aşk.
Firak ile ağlamış, kırk yıl naçar meydanda.
Arafatta kavuşmuş, Adem e özgesin aşk.
Ve dahi Havva bile, bayılmış vuslatında.
Sen değilsin ya adem , sekr ile düştesin aşk.
Pervasız vurmuş Kabil, uğrunda ahdı bozmuş.
Peygamber evladından, kan ile yerdesin aşk.
Nameye yazmış Belkıs, dil-i cihan Süleyman.
Al götür pay-ı tahtı, melike serdesin aşk.
Cemalini lutfeyle, görüp şadan olayım.
Kelamullah gözüne, şevk ile perdesin aşk.
Elma soymak marifet, göz Yusuf a bakarken.
Rüsva biziz Züleyha, kan ile düzdesin aşk.
Müsebbib-i eflakın, nurundan Uhud dağı.
Tazim ile titreyen, güzide beldesin aşk.
Ehl-i beyt-in şehidi, Kerbela da Hüseyin.
Sakinesi ağlıyor, coş ile özdesin aşk.
Resül ün gül yüzünü, görmek için şahlanmış.
Muradına ermeyen, Veysel e perdesin aşk.
Enel-hak feryadıyla, gölgeyi zatı sanmış.
Mansur taşa ah demez, inciten güldesin aşk.
Gaiblerden bir adam, deve arar tavanda.
Kayıp cana baharken, Ethem e güzdesin aşk.
Taptuk un kapısından, sokmaz eğri odunu.
Yunus yanar içinde, kül ile közdesin aşk.
Leylanın mihrabında, zahiri görmez mecnun.
Dervişin görmediği, göz ile çöldesin aşk.
Ahd-ı peyman eylemiş, sıdk ile Şirin yare.
Dağları parçalayan, gürz ile eldesin aşk.
Bayezid-i divane, saltanatı unutmuş.
Sultan sana pervane, tahtından özgesin aşk.
Veysel in gülü toprak, dallarda çiçek sevmiş.
Arz-u halin çaresi, saz ile sözdesin aşk.
Kudretim kafi değil, kelam bulsun nihayet.
Mansur a esti rüzgar, biçare yeldesin aşk.
Mansur İlhan Yakar 24.11.2006 Saat: 10:45
|
|