Güneşi balçıkla, sıvayan adam.
Buldun mu o bedbaht, gölgede çare.
Aynanın arkası, kupkuru bir cam.
Benliğinden sürgün, kaldın avare.
Sabırla dönüyor, zamanda mekan.
Ne sükut ne çığlık, sevdalı huşu.
Eşyayı hudutsuz, kuşatmış zaman.
Seferden sefere Ebabil kuşu.
Ördüğün fikir ki, bir ucuz fistan.
Hakikat alnına vurulmuş pençe
Aydınlar köyünde, karanlık destan.
Tellalın haberi, doğrumu sence.
Ezele ebede, yok diyen kafa.
Elinde mi haydi, yokluğu yarat.
Döndü mü mezardan deden mankafa
Aldın mı kendine, ölümden berat.
Bir mühlet harmanı, gardiyan Dünya.
Savuran savrulan, öteye mahkum.
Yaşamak bir gece, gördüğüm rüya.
Tadına varmadan, tükenen uykum.
Ne varlık başıboş, ne yokluk gerçek.
Eşyada insanlık, çözülmez şifre.
Akıl minderini, kaldırsan tek tek.
Ölümden sonrası, asıl deşifre.
Mansur İlhan Yakar 24.11.2006 Saat: 10:46
|
|