Seni ne zaman tanıdım bilmiyorum…Tanımakla da iyi mi ettim ondan da emin değilim. Her şey bir 1,5 sene önce ılık bir haziran günü başlamıştı.
Çocuktum daha…
Birden hayatıma sen girdin. Ufak tefek bişeydin ama ömrümde öyle bir yer kaplamışsın ki şuan daha iyi anlıyorum.Hep uzak kalmak istedim sana…Hep kaçtım…Utandım çoğu zaman…
Çocuktum daha…
Hayaller kurardım o her gün gittiğimiz ağır sigara kokusunu hazmetmiş cafede. Herkes bir yerlere gitmenin telaşındaydı, bense dört gözle gelmenin.
Sen gelince güller açardı gönlümde, saatlerce otursak bile hiç konuşmadan bıkmazdın. Çünkü sen herkes den farklıydın. En yakınımdın…Canımdım...
Her dost sohbetinde illaki adını ıslatırdım ağzımda, dilimden düşmezdin, kalbimden de düşmezsin zannediyordum, çünkü…
Çocuktum daha…
Her ortak noktamızı bulduğumuz da çıldırasıya sevinirdim. Sen yanıma gelirdin ben kaçardım. Olmadık yanlarıma hayran kalırdın.Şaşırırdım…
Bazen duruşuma takardın, bazen gülüşüme…
Hep öyle dursam, hep öyle gülsem her zaman yanımda olur muydun acaba?...
Hep bunu merak ettim çünkü…
Çocuktum daha…
Yaz hiç bitmesin istiyordum.Hep beraber olmamızı,kimsenin kimseyi kırmamasını,ihanet edip incitmemesini istiyordum…Dualar ediyordum sana çocuk kalbimle…Her şeyin en iyisini sana layık görüyordum. Sonunu düşünmüyordum.
Çocuktum daha…
Ne zaman senin adını duysam tatlı bir gülümseme olurdu yanaklarımda.İçim ürperirdi. İçim sevgiyle dolardı. Kalbim sana yanardı.
Bir gün olan oldu…
Bir beyaz atlı prens seni buldu.
Aklım çıkıverecek gibi oldu yerinden.
Tıpkı o masallar da ki gibi her şeyini paylaştığı cüceyi, prens onu üzse bile ilk yardımına koşacağını bildiği cüceyi, sevgisini bilmese de kalbini bildiği o cüceyi bırakıp gitti…
Cüce yalnız kaldı…Çok ağladı…
Kimseye söyleyemedi derdini, kağıtlara yazdı sayfalar dolusu… Çok sigara içti…Dişleri sarardı…
Beli kamburlaştı… Ama aklı hala prensesteydi.
Bir gün çıkıp gelecekti.
Çok bekledi.
Ama gelmedi…Çünkü…
Çocuktu daha…
Belki prenseste haklıydı. Cücede aradığı her şey yoktu belki ama en azından prensten daha iyi davranırdı ona…
Hiç üzmezdi…
Ağlatmazdı…
Bırakıp gitmezdi cüce… Vefalıydı… Sadıktı…
Prensleyken bile onun mutluluğunu istedi…
Bunun bedelini göz yaşlarıyla ödedi ama pişman olmadı…Prensle mutluydu...
Ama mutluluğu uzun sürmedi…
Prens gitti cüce kaldı…
Sonra hep sustu gülmedi yüzü bir daha, şiirler yazdı ders kitaplarına…
Cüce ahmaklık etti…
Gitti başka bir prensesle yaşadı bir süre…
Ama onun gibisini asla bulamayacağını anladı…
Tekrara yine o vefasız prensese dönmeye karar verdi.
Ama o çoktan gitmişti.
Hiç aramadı cüceyi, sormadı.Hani söz vermişti, hep yanında olacaktı, en zor zamanlarında sadece araması yeterdi.
Cüce hayal kırıklığına uğradı…
Çocuktu daha….
Ve şimdi prenses yine bir beyaz atlı prensle gitti.
Cüce büyüdü artık. Vazgeçti, o “vazgeçilmezim” dediği prensesten…Çocuk değildi artık. Bir şeylerin
Farkındaydı. Beklemeyecekti artık prensesi.
Bildiği şarkılar biten aşkların cenaze töreniydi…
Bir şarkı söyledi gömdü bütün yalnızlıklarını, gömdü bütün kırgınlıklarını, bütün hasretlerini , özlemlerini… Ve sonra oturdu yüreği yaşarana kadar ağladı. Çünkü başka yerde büyümeliydi artık çocuk belki böylesi daha hayırlıydı.
Şimdi cüce çocuğun kilitli kalbinde,
Prenses yine beyaz atlı bir prensin kulesinde…
Çocuk bıraktı cüceyi, cüce vazgeçti “vazgeçilmezim” dediği prensesten, prenses zaten habersiz olup bitenden…
Gelecek günler ne getirir ne götürür bilmemem…
Ama dediğim gibi…Ömrümün en uzun, en kısa
en matrak, en hüzünlü 1,5 senesiydi…