O küçük dere kenarda minik elleriyle
Küçük minik kızlar,
Mavi, sarı, kırmızı leğende
Kendileri gibi küçük renkli çamaşırları
Çarparak dere kenarında kocaman ıslak kayalarına
Dereye inat,
Akışa inat,
Hayata inat,
Gökyüzünün derin maviliğine inat
yıkarlardı renk-renk kazaklarını..
İçli bir rüzgârdı bekledikleri
görünmez yerden,
veya sararmış karşı tepelerden
kurutmak için ;
kenarda bekleyen çamaşırlarını..
Dalarlardı zaman-zaman şen-şakrak candan oyunlarına.
Kırılsa da minik tırnakları,
Yorulsa da naif bedenleri.
Ah akşama götürmek var ya;
Kendilerini bekleyen sofraya..;
Anaya yardım,kardeşlere hem babaya
Birkaç ekmek parası..
Ne dert ömürden dereye düşen gözyaşlarına
Ne dert sahipsiz o güzelim yıllara
Ne dert çileli gözlerde yağmur-yağmur buğuya
Ne dert dereye inat bekleyen renk-renk çamaşırlara..
Ne olur du sanki kimseler görmese !
Kocaman anneler olacağımızı..
Kimsecikler hiç bilmese..?!
Sırtımızda minik yavrular ,
Yeni baharlar bekleyip,
Renk,renk çamaşırlar yıkayıp
Serin göğüslü rüzgârlara
Çamaşırlar asacağımızı....
ibrahim zarifoğlu 28.11.2006 Saat: 15:26
|
|