Aceleci değildi damla
Gerek yoktur ki aceleye
Gideceği yer bellidir,
Döneceği yer de.
Oda sakince alçalıyordu zaten
Uçsuz bucaksız bir semadan,
Aşağıya, aşağıya…
Ta gök kubbe ile, kara toprakların buluştuğu yere.
İndi, ve indi
Sonra söyle bir titredi bizim damla,
Yapış yapış dumanların, patlayan silahların,
Kanayan yaraların karşısında.
Duraksadı önce, ama devam etti alçalmaya.
Orada tohum da vardır dedi,
Büyüyecek benimle,
Bir de eli yüzü çamurlu çingenler,
Belki onlara da uğramalı.
Düştü, düştü,
Damladı yüksek bir damın tepesine.
Kısacık ömründe çıkaracağı tek ses,
Ufak bir “şıp”,
Yankılandı insafsız sokakların karanlığında.
Ve varolmakla, olmamak arasındaki bir salisede,
Eriyip gitti damlacık.
Su dediğin nedir ki zaten?
Bir bakmışsın, görüp görebileceğin bütün aydınlığı toplamış içine,
Yüze, bine katlamış, yansıtıyor.
Bir de bakmışsın, artık lağımın derinliklerinde ufak bir nokta sadece.
İşte böyle oldu bizim damacığa da.
Kim bilir, hala orada,
Bekler kara topraklarda açacak olan,
Goncaya yaşam vereceği zamanı…
AngelOfDarkness 22.12.2006 Saat: 11:01
|
| |
| |
|
Ortalama Puan: 5 Toplam Oy: 1

|
|