Mükemmel di(r hayatım bundan önce, şimdi, daha –az-eksik olsun istiyorum.
/ sabah aralık
sokak.
bir gazete okumakta adam/ kurumlu ( bakarak) yanımdan geçip gitti uzun genç çocuk/ yaşlı adam dumanını savuruyor kayıtsızca, yaşlı adam sigarasının/ saçları ışıltıya boğdu gözlerimi karşıma çıkan güzel kızın
Güneş sıyrılıyor soğuk kış bulutları arasından ( güneş sıyrılıyor kış bulutları içinden)
/öğlen
üniversite
1) güvercin kanatlanıyor egzoz patlamasından
2) karşıma çıkan koreli kızlar üstlerine amerikan eli değmiş
3) aynı yer oturdukları solcuların iktisatta. tanıdığım ikisi iki kızla sohbet ediyor
kapıya yakın masada
parti disiplini içinde
4) ne dese beğenirsiniz ki lokman çaresizliğime?
/öğlen II.
bekliyorlar kalorifere dayalı beden biçiminde,
genç kız hınzırlığı, ele avuca sığmazlığı
her birine ait
susmadan konuşuyorlar aşk hayatları, moda, makyaj, ilişki ve erkekler, ilişki ve erkekler, ilişki ve erkekler, makyaj üstüne
solukları sevgililerinin dudaklarında erimeye hazır,
birinci, soluk sarı montlu, koyu renk, beyaz üstleri diğerlerinin
ikisi kırmızı ayakkabı, biri “cat” giymiş, sınıfsal farklılık kondurulmuş üstüne birden benimle, onları izliyorum: sıvıyorum kollarımı, sevince bakar gibi eksiltiyorum sıvasını farklılığın, birbirimizi aldığımızı sanıyorlar karşılıklı, gecede sırıtan kuşlar; ölümü haber verir gibi yalnız, sevmeyi çok geride tutan seslerine, bağrışlarına, çağrışlarına karşın ölümlü bir şeyler söylüyorlar, sırıtan deyimlere sığmayan kaygılı, yetersiz uzaklılıklara bırakıyorlar tümcelerin sonunu, uzuyor keder, boyunu serbest bırakıyor sancılı öpüşmelere, sonsuzluğu uğurluyor, gökkapısında yalnızlık kanlı bir bez gibi asılı; bunu görüyor, çılgınca kafasını sallıyor sanki yenilmek istermiş gibi, eksikliklerine tutunmak istercesine, annesini unutmaya sarılarak, bacaklarının arasındaki sıcak sıvıyı boşaltıp da rahatlamak ihtiyacını gidermek için uzun uzun beklediğini unutmadan da, başı allak bullak oluyor, kendinden geçiyor, hiçbir şeyi unutamıyor, hiçbirini sarsılışın, ve de eskiyor benliğim eski hüzünlü şarkılar esrarlı kayboluşlarla geleceğe yansıyor, öğreniyorum daha az sevinmesini, daha az inanmasını, düzlüğe çıkamayacak yanıtları taşımasını santim santim ellerimde, yüzüme çarpacak soğuk su yerine terime tutuyorum onları; yaz büyüyor, sıcak işlek her yere, yaz sıçrıyor, güneş tepede öyle duruyor; zaman kaybediyorum zaman kaybediyorum ardımdan yürüyor sıçrayacak biriken biriken öfke, donuk bakışlar değil yalnızca, kaybetmek her geçen dakikayı, yine unutamıyor benliğim yoruluyor ve susuyor konuşmaya başlamaya hazırlandığında henüz.
akşam olacak belli hiçbir yerde olmasından ölü bedenimin, bir vakit, bir ülkede, bir sancıda bıraktığımdan onu, kapının arkasını aralamamdan, erken bir şeyler susturunca sevgimi anılar berraklaşıyordu sandığım sıralar; işte şimdi kalbimin ağrıyışı, en yakın ssk hastanesi kapatırken kepenklerini karanlıklaşması her yerin, evet, akşam oluyor.
/ akşam
ev
dikkatle seni dinliyorum yaz gecesi.
nereden çıktıysan –ki bilmiyorum-soyunu sopunu, beğenmiyorum ani gelişini, onaylamıyorum ya. nerden çıktıysa bu gürültü, seviniyorum sarılarak ona dostça. Ürkeklik üstüme yıkılıyor, unutuyorum, unuttuğumu sanıyorum, anıların saldırısına sırtımı dönüyorum ve açlık çıkıyor ortaya, anılarda yitene duyulan açlık, seni bıçak izi alıyor benden yansıma, burkması, seni ve ceren çiçeğini gözlerimin.
yosmanın teki, gece başlıyor. özlemek onda, kaybedilen zaman, sırıtışı gülmeyen sezginin.
genç kız bekâreti kadar yalancı. gece aklıyor yalanı. geride kalıyor akşam. namusunu verdi bedenini hem erkeklere koruyacak körpe genç kız. artık, sanrı.
serinlik. akşamın rengine, unutmaya evrildi. ölümle kesişiyordu unutmak. ölünce unutuş hızlanıyor, yerinmiyorduk artık. serince kanıyor zaman. akşamın sesi duyuluyor şimdi.
/ ter
pencere
güneş kızgın
yaşayana kadar böyle olacak. karanlıkta seviniyor halime sokak lambaları, sokak itlerini tanıdıklarından, -benim olmadığım- geceler(i) on yedi yaşında, on sekiz yaşında, on dokuz yaşında, yirmi yaşında, yirmi bir yaşında sevgisanılasıdokunmalarına ürperen sıkışık umutları ten sanıp aldıklarında uçkurlarına -yenisini almaktan hiç çekinmeyecek-lerdir- biraz sonra, az sonra da deseler olur, ağızlarını yayarak tevede son model bakışlarını tutuyorlar camın dışına, ülkeleri ilân edip her yeri, -sessizliğin neminde- kayıyorlar beyinlerine seyredenlerin, onları rahatlıkla taklit edebilirler biraz yaşını büyütseler sevgisizliklerinin, her neyse az sonra, canları sıkıldığında “aşkım” derken, yeterince kıvamlı genç kız kırıtması, göz süzmesi, cilvesi yapamayan artık ve bunu da fark etmeyen kızlardan, onların kullanım haklarını başkasına devredeceklerdir, bu normaldir, türkiye’de aşk böyle işler, “aşk(mı?) dedi biri” diyiverdi, sancıyan kalbine,(ne kalbi, adamı öldürecek misiniz!) midesi diyebiliriz doğru, sancıyan midesine -onu tutarak- direnen adamın yataktan başını doğrulttuğunu gördüm içimdeki odadan…
adamı üzmedim, pardon dedim, sizi görmedim, haklısınız, başka bir şey de denebilir, mesela ne desek, ne diyebiliriz, ah! buldum, ilişkiler, bu oldu mu? bu arada, sizin üzerinizde ne var öyle bitiş gibi sarınmışsınız?
adam neyse ki yitti bir şey demeden, yoksa gerçek gördüğümü sanacaktım.
türkiye’de “ilişkiler” böyle işler, bu elbette normaldir normal de iyidir. -her zaman- “milyonluk tımarhaneler açılamaz” demişti bir ara, cansız bir psikiyatrist, –artık- kimseyi ehlileştirmesi gerekmiyordu. Toplum ölüyü unutur, onu da unutmuştu. gelmeyecek –bir- mahşere kadar, korkunç sarsıntılarla yarılmayana kadar zaman, adalet geldiğinde her şey düzelecek(tir) diyordu din bilgeleri, toplum da buna inanır gibi yapıyordu, kim kimi daha çok eze-bi-lir-se o kazanacaktı, insan olacaktı, etkin, başarılı, saygın, varsıl, hayırsever, dindar, iyi, insan.
milyonlar rüzgârın sesini duymuyordu, o delirtici uğultunun- tımarhane duvarlarını bile ezip geçen güçte –çağıldayışın-
güneş bu kadar kızgın olamaz. yirmi beş yılın içinde –yansız- hep elini sürmemiş karanlığa, beni soyan yeknesak ritme.
güneşe sarınıyor-um
milyonlarca ışık huzmesi gözümün içine giriyor –acımasızca-
terliyim.
güneş batacaktır yeniden pipolu, bilge, orta yaşlı, top sakallı adam konuştuğunda sessizce, fısıldadığında.
Sabah
romantik 31.12.2006 Saat: 17:52
|
|