ben sahilde banklar üstünde
sularken taze umutlarımı
büyütürken gövdemi düşlerimde
sen derme çatma sandıĝından
sihirli sözler söylemeden
ekmek çıkarma derdindesin
ne işin var burda boyacı
şimdi sen pembe düşlerinle başbaşa
gökkuşaĝında yaşamalıydın
takıp umutlarını uçurtmalara
dalgalandırmalıydın göklerde gülerek
çiçekler açmalıydı yüzünde
coşkulu şarkılar söylemeliydin
güleryüzlü şiirler
oynamalıydın kırlarda kelebeklerle
yoksa ben mi attım seni
keskin dişli aslanın kafesine
kurt sofrasından pay al diye
ben mi gönderdim hayatsızlıĝa
eline verip aĝırca bir silahı
rus ruleti aynayasın diye
ben mi sürdüm
vicdansız sokaklara
şimdi al da dert yüklü sandıĝını
başla toz pembe düşlerimden
boya mat renge parlak gözlerimi
sür cilanı taşlaşmış yüreĝime
boya boyadan tiksinen ellerimi
bakire umutlarım senin olsun
ver bana harcanmış tüm düşlerini
üstüne sinmiş yoksulluĝu ver
al hoş kokan parfümlerimi
vakit dar boyacı, vakit dar
yetişmelisin kaybolmadan gökkuşaĝı
mutluluk doĝmalı üzerine
bulmalısın yontulmamış umutlarını
ver artık bana hüzünlü sandıĝını
çiçekler aĝlamasın baharsızlıktan
ben yüklenirim senin kahrını
biraz da benim için aĝlasın bulutlar
git artık pembe düşlerin ülkesine
çiçekler, kitaplar yakışır sana
sök elinden yuva kurmuş nasırı
ve titrek gelmesin bana sesin
gülme dersi al ki biryerlerden
aĝlamaklı yüzüne biraz renk gelsin
kapılmadan köşe dönme sevdasına
para kazanmadan kambur sırtımdan
çocukların olsun, evin, araban olsun
geldiĝinde milyarder olduĝun gün
ufak bir çek yaz zor günlerime
çiçeklerim olsun,
bükülmemiş boynum olsun
olsun benim de bakire umutlarım
bende yaşıyayım insan tadında
tozlanmamış pembe düşlerim olsun