Yiğidin yüreği bu kadar yaraşır,
Onuruna, yaşamına, toprağına
Mütevazı melekler der bunu
İnsanlığın tamircileri için
Bir virtüözün çalgısı bazen,
Bazen de duru bir ninni,
Anlatır durur acının öyküsünü
Mitolojik bir ironiyle, anlayana.
Gömmüştür acısını bu topraklar,
Koyaklarına, höyüklerine.
Bulamamıştır insanın oğlu
Bu acı madenini
Anlamayınca onu
Mezopotamya’nın göbek bağını
Biz mi kestik, o mu kesti
Bizimkini bilinmez,
Kederden küfür savurur bu coğrafya,
Küfürbaz kürt gibi
Yine bıçak sırtının alacası,
Hükmünü bağlamıştır yurduma.
İmanını acıyla karan,
Belanın çocukları
Alıp çıkınlarına yiyecek acıyı,
Uzun ve acılı asırlar boyunca,
Taştılar topraktan,
Taşırdılar toprağı…
Taşırdı toprak; bir yandan adamları,
Bir yandan çamurdan adamcıkları.
Sakladı böğründe kimisini,
Cebinde kimisini.
Toprağın üstü, merhametin astı idi,
Yeşerdi toprağın onurlu temsilcileri.
Getirmek için toprak üstüne,
Toprağın tevazusunu.
Çağırdı bir gün bir melek onları,
Mütevazı melekler oldular sonunda.
İnmediler omuzlarından,
İnsanlığın tamircilerinin.
Ruhlarıyla şad ettiler toprağı,
Hüseyin’di tamircilerden birinin adı
hüseyin 04.03.2007 Saat: 11:53
|
| |
| |
|
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|