Ben burada kendi derdimin tasasına düşmüşken
Memleketimin dağlarında
Genç neferler vuruldu
Mayıs baharlarında
Evlat acısı düştü ocaklarına
Yüzümü dağlara değil, kırlara çevirdim.
Bilirim
Bal gibi nankörlük ettim.
Onlar
Salaları verilip
Tekbirlerle uğurlanırken
Geçici ikametgâhlarına,
Al bayrağım dikildi mezar topraklarına.
Yasın hüznü
Bu şehrin tüm insanlarının gözlerin de
Okundu da
Ben lanet olası don almış kadınların
Bıraktığı kinlerimin peşinden koşturdum
Çıktı kırkları, okundu mevlitleri
Ben hala ortalıklar da yoktum.
Aman Allah ım ben ne alçaklık yaptım…
Çubuklu Memede
Nasıl İhanet ettim
Neredeydi…
O
Dağlara dağlara diyen
Ozanın peşinden koşan
Ben
Nerede
Alçakların pususunu savuşturan
Nerede Türkiye Türkiye diye atan yüreğim
Nerede içtiğim helal sütler
Yediğim memleket ekmeğim
Nerede
Hutbede imamdan dinlediğim vaazlar
Allah için kıldığım vakitler.
Ne oldu da bana böyle
Cinnetimi cebimden çıkarıp,
Elimde sallamayı maharet ahdettim
Nasıl…
Nasıl ha… Kendimi bir halt zannettim de
Kendime ilişkin her acının davasını
esastan görüp,
Beraat etim
Ben ne halt ettim de
Böyle… halatı, kovası olmayan
Dipsiz kuyulara düştüm
Ben ne halt ettim de
Helalleşirken bu gri şehrin delisi Ayhan,
Güleç yüzlü kaymakam la
Ben kapılarımdan kovdum.
Ben ne halt ettim de
Can oğlumun yerine
Can sız kadını ikame ettim.
Sesi soluğu çıkmadı yavrucağın,
Boyundan büyük yükler taşıdı, benim için.
Ben ne halt ettim de
Meyve suyuna rakı karıştırıp içtim.
Ve
Sevdanın hiçbir rengini bilmeyen
Sarı saçlı kadının peşinden,
Bak bu yeşil, bak bu mavi, bak bu sarı ve kırmızı diye diye
Sevdayı anlatmaya koştum.
İşte böyle
Kendi derdimin acılarını savuşturmak için
Pusu kurmuşken
Kendi pusularım da vuruldum.
Belki de,
Belki de demiyorum
İnsanlıktan çıktım…
Umarım bir hayvan gibi defnolur
Bu defolu bedenim.
Hani karakterleşmiştim ya yeniden
İnanma bu da yalan.
Gözlerimin sarı saçlı kadının en sevdiği renk
olan
yeşil olduğu da yalan.
Yalan
Nihanın Ankara çamurunu paçalarımdan
Temizlediği
Yalan,
Cinnetlendiğim geceler sonrasın da
Kedigözleri öptüğüm
Yalan darağaçları kurduğum kendime
Ki
Kendini öldüremeyecek kadar
Korkağım ben.
Yalan
Kılıcımı çektiğim
Süngümü bilediğim
Savaşamayacak kadar miskin ve korunaksızım ben.
Yalan
Komşu bahçelerden mor menekşeler
Çaldığım
Menekşelerin bu şehirde bitmediğini
Bilirim.
Yalan
Seni
Koca popolu kadını
Ustamı
Sarı saçlı duyarsızı
Don almış kadını
Ve
İsmini dahi hatırlamadığım kadınları
Sevdiğim
Yalan.
Yalan işte
İllaki yalan
Vallahi de billahi de yalan
Bir bu memleketi sevdiğim doğru,
Yüreğimin sadece Türkiye Türkiye
Diye attığı
Aysu’n kızın yalvaran gözleri doğru
Genç mezarların yerlerini ezberleyişlerimiz
Ve
Annemin börek açma vakitlerini
Karakol önlerinde geçirdiği
Allahın ipine tutunduğum, sıkı sıkı
Ve
Yalan demeye çekindiğim şeyler doğru.
Sen dediklerimin sadece bu kısmına inan.
Ben yalanı doğruyu yazdık ca
Bildim, sıkıl dı tatlı canınız
Soğudu sırça köşkleriniz… Üşüdünüz
Ürperdiniz…
Oysa
Ne tatlı tatlı akardı ağzınızdan salyanız.
Salyanızı yalayarak, yaşardınız.
Kanaviçe örtülü,
Altın tepsilerde sunarken sizlere
Derin sevdalarımı
Mayıs sabahları da dahil..
Güzelliğin tüm detaylarının
Hep kendinize kalacağını sandınız.
Şımardınız…
Acıttınız
Kanattınız beni
Nankördünüz
Benim sevda sunuşlarım da
Sırayı bozdunuz
Eh işte bir ben kendimi bir halt
Zannetmedim ya
Sizde kendinizi bir halt zannettiniz de
Ahmet Arık bizden vazgeçemez hayalinde
Bu kendinizi bir hat edinme meselesini
İlke edindiniz.
İşte men ediyorum sizi şimdi
Sevdalarımdan.
Men ediyorum..
Bana ait olan güzelliklerden.
Men ediyorum Mayıs sabahlarından.
Men ediyorum
Yüreğim de edindiğiniz yerlerden.
Son zarı ben attım..
Yazık ki size, zarın tek düşeşi vardı o da bana geldi.
Mars oldunuz.
Alın şimdi şu,
Kendi pis yaşamlarınızı da koltuk
altlarınıza
Sonsuza kadar çıkın yaşamım dan.
Donup kalın sırça köşklerinizde,
O
Haram yediğiniz, tapındığınız
Korunaklarınız da.
Derin kuyulara düşün
Bakın hala,
Dipsiz kuyulara düşmeyin diyecek kadar
Merhametliyim ben.
Belki de
Sadece ben biliyorum ne kadar
Karakterliyim.
Belki de bu hususta söylediğim yalanlar da
Yalan.
Sonsuza kadar çıkın yaşamımdan,
Şu an suratınıza yediğiniz
Kocaman bir şamardır.
Kabul buyurunuz lütfen,
Benden alıp, alacağınız son ikramdır
Bu şamar.
Nisan 2007
ahmet_arik 26.06.2007 Saat: 12:30
|
|