Gülbenaz’ın bahçesi vardı,
Her sabah kalkar,
İçine çekerdi toprak kokusunu;
Sonra bir küçük çapa elinde,
Yalnızlığını çapalardı akşamdan kalma.
Uzun boyluydu
Gözleri gökyüzü gibi mavi,
Elleri nasırlı,
Başında bir şapkası vardı
Kenarları dökülmüş, hasırlı.
Çiçek çiçek dolaşırdı bahçede,
Toprağı eşeler, sohbet ederdi,
Çiçeklerin üstüne konan arıları, kelebekleri görünce
İçi bir hoş olur,
Gülümserdi.
Rengârenkti bahçesi gönlü gibi,
Her çiçeğin dili başka,
Bir gençlik hayaliydi
Onu düşüren bu aşka.
Çok sevmişti Gülbenaz,
Gönlünden büyüktü sevdası,
Hep kavuşmak istemişti
Ama
Kabul olmamıştı duası.
Çocukları olacaktı, bir oğlan, bir de kız
Her gece ninnilerle uyutacaktı...
Oysa şimdi
Dudaklarına gülmek yasaktı.
Bir yalan yıkmıştı çelik ayaklı hayalleri
Güneşe küstürmüştü Gülbenaz’ı,
Geceler hükmetmişti gündüzlere,
Hep yağmurlar yağmıştı yastıklarına
El değmez olmuştu
Her gün biraz daha nasırlaşan ellerine.
Suskunluğu seçmişti dostluklar arasından,
Diline prangalar vurmuştu,
Çiçekler dışında
Konuşmak mahkûm olmuştu.
Sevdikleri uzaklaşmış,
Bazıları ölmüştü.
Geceler boyu siyah iplerle
Uyumaz, yalnızlığını dokurdu,
Gün ağarınca söker,
Çiçeklerin dilinden
Akşama kadar hep ihaneti okurdu.
Artık beklediği bir dostu kalmıştı,
Gözleri yaşlı aklında hep o vardı.
Yüzü buruştu her gün,
Beli büküldü,
Çiçekler hep taze kaldı
Gülbenaz her gece biraz daha
İhtiyarladı.
Öylece günler geçti,
Ve nihayet bir yalnız gece
Beklediği dostu geldi
Gülbenaz o gece ölmüştü.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Turgut UZDU 07.07.2007 Saat: 13:45
|
|