geceye halef aceleci bir zamanda/
sadağını yırtan tir gibi
bu nihayetsiz seyr-ü seferde, yiter arabaların motor sesleri,
insanların telaşlı adımları karışır, çığırtkanlığın deryasına
kulaklarımız yabancılaşır kendi sesimize;
gerçeğimize kör olur gözlerimiz
bizi eksilterek çoğalır gün, ömrün yamalı bohçasında.
-II-
hengâmede bir işsiz
(o gün; bir iş fırsatı yakalayıp, çalışabilme hayaliyle tüketmediği umuduna yürürken, düşünüyordu…“ belki; bu gün daha bereketli geçecek; belki şansım yaver gidecek…)
ve evine dönerken, çocuğuna bir çikolata alabilecek,
sonu mutlu biten masallar gibi;
{onlar ermiş murada }
gözlerini gözlerinden kaçırmadan/ sevgiyle bakabilecek...
öylesine yoğun bir özlemdi ki bu,
hayallerini dağlayan öylesine ateşbaz bir ikilem;
içindeki ateşi küllemeye yetmiyordu…
“ ya olmazsa! .. / ne zordur allahım! .. / ”
-III-
hengâmede bir işsiz(dir)
oysa besmelelidir hayal kırıklarını koşulayan adımları. /
geçemez kendini kuşatan çaresizliğin içinden
ama mecburdur evine gelmeğe bu yangın yerinden…
(ümidi sevinçle harmanlanmış kadınının ve şekerlemeli nefesiyle kendini karşılayacak çocuğunun suretleri belirir kapı önünde…/ boyun eğer, içinde kendini ezen yenilgiye …)
sakladığı gözyaşlarını yüreğine akıtarak/
ve onlara hissettirmeden çaresizliğini
“ yarın; inşallah yarın…” diyebilecekti…/ “Acaba? ..”
/ bu yanıtsız soru, onun için bir işkenceydi… /
umut arıyordu bu karabasanın içinde bir yerlerde,
küçücük bir umut…
ay’ın artık gölgesini bile saklamadığı o cılız şavkında.
-IV-
hengâmenin yengisi
yine elleri boş dönerken nohut oda/ bakla sofaya
içinde durmaksızın büyüyen bir ağıt yanıyordu,
yağmurun ciğerlerine kadar ıslatmasına aldırmadan
yorgunluktan bitap düşene kadar yürüdü,
hâlâ geceyi üşütüyordu rüzgârlar/ geçerken sokaklardan.
bir mahşer-i karanlık ki; gözyaşlarını saklıyordu...
ve umarsızın dermanına uçarkanat koşarken
boğazına düğümlenen hıçkırıkla
kançanağı gözlerinden sanki yedi derya doğuyordu...
/ koşacaktı ekmek parası kazanabilmek için
içinde yanan çaresizlik ateşini söndürerek.../
-V-
retorik
harcasa da umutları kara yürekliler
bu ıssızlıkta kaybolmaya yüz tutsa da sevgiler
güneş gibi umuttur yüreğimizde,
ısıtır ruhumuzu, açan yediveren güller.