(Biz sevdiklerimizi candan – yürekten severdik…/ Doğru bildiklerimizi ise harbiden, dosdoğru söyler; ikiyüzlülüğü, kahpeliği, ihaneti asla bilmezdik.
Şimdi ne oldu? .. / Neden bu kargaşa, nedir bu keşmekeş içindeki koşuşturmaca? ../ Dün kaybettiğimiz neydi ki? ../ Giderek daralan şark kurnazlığı çemberi içindeki kazancımız ne bugün? ../ Bu hesap, bu kitap? ../ Ne yazık; küçüldükçe küçülüyoruz, kendi yarattığımız menfaatler karşısında…)
-1-
günbatımı…
oturup hırçın dalgaların dövdüğü sahile,
heyula korkularımı anlattım ulutarist denize.
hayatın, an be an kabuğunu kopardığı yarayı
vefasızlıkları anlattım dalgalara,
ve adamı arkasından vuran hayınlığı…
/ sonra acılarımı anlattım sesimin en arabesk haliyle. /
“söyle” dedim;
bu sekterist dünyada, gerçek mi yoksa düş mü görüyordum,
yaşamımın tek ışığı, son noktası derken,
neden karanlığın amorf deltasına gömülüyordum?
ben ki tanımışım ihaneti, kahpeliği görmüşüm
kahretmişim gökyüzünü yırtan sancılı yaşanmışlığa.
yürek ağacımın dallarında/ vefasızlığa açan çiçekler yok benim;
ufkumda sevginin tohumları yeşerir inadına…
(Ortak acılarda bir çarpıyorken yüreklerimiz; ayrı ayrı da nefes almazken, düşünemezken ve hatta dileklerimiz bile aynıyken, çıkamadık o lanet lâbirentten; ne garip…)
/ ne idüğü belirsiz karanlık düşüncelerde yok olup gidiyor sevgilerimiz…/
-2-
buza kesmiş uçurumların nihilist derinliğinde
ne ay doğar şimdi, ne de şafak soyunur sehere.
birimiz dünyaya bedeldik hani, kime sorarsan tanır,
sürüp gidiyorken doyumsuz han-ı yağma
ve cücelerin devleştiği bu zamanda;
artık bize kim inanır…
yüreğimin kanadığı dar vakitlerde,
dinlerdim ölümün kıyısındaki o tanımsız sesi
umutla sığınırken içimin taş duvarlarına
hep ensemde hissederdim o korkunç nefesi.
(Ağlatıldığımız, aldatıldığımızda birdik. / Parmağımıza diken batsa bilirdik…)
-3-
karanlığına sırt verip ağladığımda çocuklar gibi,
bakışlarımdan gitmişti sürgüne dönüşlerin.
büyüdükçe yüreğimde söz anlamaz bir sızı,
yaklaşıyor sevgiliye vuslat, hazır mıyım bilmem ki? ..
/ benden önce hazanı yaşayanlar geç mi kalmışlardı? ../
ben ölüyorum...
yaşarken haklarını koruyamadıklarımın,
sancılarını taşıyorum kucak kucak.
karşılaştığımızda öte diyarlarda, yüzüm olmalı yüzlerine bakacak.
ey vicdan!
yolla harfleri ait oldukları dizelere köşe bucak,
yolla ki;
geride bıraktıklarıma mirasım olsun anlatacak.
04. Nisan. 2007
Bakırköy / İstanbul
osman mertoğlu 17.07.2007 Saat: 13:07
|
|