Konuşmak istemediğimi mi sanıyorsun
gözlerinin içine bakarak ?
Esintisinde savrulduğumu söylemek istemediğimi mi
sanıyorsun dalgalı saçlarının ?
O uzun ellerindeki hayat çizginde yer almak istemediğimi mi
düşünüyorsun ?
Biliyor musun ki ilk gördüğüm andan itibaren
biberli kokunun kalbimi nasıl titrettiğini ?
Sen hiç yaşadın mı konuşmak isteyip de konuşamamayı,
ellerine dokunmak isteyip de dokunamamayı ?
Sen hiç tutuldun mu sevdaya uzaktan ?
Konuşmadan , dokunmadan...
O’nun ne düşündüğünü bilmeden.
Sen hiç hissettin mi , dolu sandığın kalbinde
ne büyük boşlukların olduğunu ?
Severken sevdin mi hiç ?
Ya da sevilirken...
O bilmeden seni , tanımadan...
Hani birine ilk kez rastlar
ve o anın tadını çıkartmaktansa
ona bir daha yaklaşamayacak olmanın acısını çekersin ya,
bırakmaz kollarındaki sarı zincirler seni
ellerin tutuşur , ağzın susar , dilin tutulur ya.
Hani bir başkasının gölgesini hissedince
O’nun geldiğini sanıp başın sürekli sağa sola döner ya.
Ben seni hep böyle bekledim , uzaktan.
Hani olur ya bir gün O sensin desende
yine sadece pişmanlık duyarım , inkar ederek.
Bu ne acayip bir adam desende ,
başım önde giderim evime istemeyerek....