Seyyar satıcılarıyla,
dilencileriyle,
ekmek parası peşinden koşturan simsarlarıyla,
türlü türlü insanıyla ve teşgalasıyla
çok gariptir terminallerin havası,
ilk defa gördüğün bir insanı,
belki de bir daha hiç göremeyeceksin,
ya hoşlanırsan yola çıkmış birinden
ve ters istikamette farklı geleceğe gidiyorsanız,
dudak büküp hüzünlenirsin,
üzülürsün biraz
ve sonra unutur gidersin,
çok tanık oldum terminallerin havasına,
bazen yolcuydum, bazense oradaki atmosferi yaşamaktı benimkisi
saatlerce bankların,
çim kenarlıklarının üzerinden izlerdim olanları,
ayrıntılara takılır,
her şeyi düşünmeye çalışırdım,
sosyal yaşamı, dini, siyaseti, piskolojiyi düşünür,
felsefe yapardım,
edebiyat parçalardım kendi kendime,
sonra kalkar soru işaretleriyle
boş yere düşündüğümü sandığım çıkmazlarla
evin yolunu, bilemedin birahanenin yolunu tutardım…
Terminaller de en çok hoşuma giden
ve hayatın böyle yaşanması gerektiğini düşündüğüm gibi
bir durumla karşı karşıya kaldım;
yolcular yerlerini almıştı,
bir ayrılık vaktiydi yani,
yolcular kendilerini yollayan tanıdıklarını,
geride kalanlarsa gidenleri selametle uğurluyor,
herkes birbirine el sallıyordu,
şimdi şunu diyeceksiniz,
e ne var gayet normal,
hayır hayır olay şu,
yani insanlar hep böyle kardeşçe yaşasalar ne olur,
bu temennimi hayal ettim,
herkes bir birine el sallasa birbirini sevse, saysa, tanımadan…
neyse o gördüklerim bir aldanış,
bir hayal olarak kalacak bende yine,
umut ederek o günleri;
zamanı bi şekilde tüketeceğiz…
İLHAN TURAN 09.08.2007 Saat: 19:07
|
|