Güneş-ay doğar batar, şu alemin üstünde
Yaşadığını öğrenir canlı-cansız, başlar rolüne
Herşey kendine seçilmiş biridir, kendinin taklitini yapar
Yağmur taşı toprak eder, akarsu akar
Anadır sevginin anası, baba boranda aba, çocuklar çocukluğu temsilde
Av yakalamış kurdun ulumaları, yavrularına cankurtaran sesidir
Kaya renkli yılan, durur kaya üstünde
Aynı düşünür, bütün sincaplar belkide.
Her doğumda, bir ölüm doğar
Merhabalar, elvedaya dönüşür yeniden
Vuslata koşarken, hicrana kavuşur seven
Dediği gibi Galile'nin, yuvarlaksın dünya sen.
Kendi yaptığı evde, oturamaz amele
Mikrofon istemez, şahane Türkülerine
Gecenin soğuğunda, örter huzuru üstüne
Tilki aslandan etli, ömür denen gezegende
Uzaktan sever fakiri, kimi yakınları bile.
Yaz, göçmen kuşlarla gider
Bitki örtüsü, hüzne döner
Sonbahar, yaprak düğmelerini çözdükçe
Ağaçlar, çıplaklaşır birer birer
Gül ölür, bülbül bülbüle döner.
Sulh içinde hayat, bulunamadı henüz dünyada
Duyguların katı hali, katili ahengin ummanda
Azrail'i, şeytanı öldürürken görsek bidefada
Ey çiçeklere çiçek olmayı öğreten Mevla
Ne olur insan olmayı öğret insanlarada.
www.kentvehayat.com
Sefa Cıplak 13.08.2007 Saat: 12:47
|
|