sevmek,
öylesine sevmek
deyildir sevmek.
sevmek,
suyun çeliğe verdiği
vahşi ve dayanılmaz işkenceyi
bağrına basmasını
bilmektir sevmek.
sevmek,
kötü bir vijdanın
kemirici azabından
kurtulmayı sevmek
deyildir sevmek.
sevmek,
fırtınalar içinde
kasırgalar ortasında
sevdiğine
omuz vermektir sevmek.
sevmek,
en büyük ahlaksızlıkları
seyretme ve de
bunlara hayran olma
çılgınlığını sevmek
deyildir sevmek.
sevmek,
en büyük ahlaksızlıklara
boyun eğdirme
ve de,
dize getirme
deliliğini yapmayı
sevmektir sevmek.
sevmek,
bin çiçekten bin zerre alıp
peteğe bal döken arının
balını sevmek
deyildir sevmek.
sevmek,
aynı arının
aptalca bir savunma karşısında
gözünü kırpmadan
canını vermesini
sevmektir sevmek.
sevmek,
köle olma görevini üstlendikleri için
atları sevmek
deyildir sevmek.
sevmek,
şahin bakışlarda
köleliğe meydan okunduğu için
ateş yalımında bakan gözleri
sevmektir sevmek.
sevmek,
en ünlü ressamın
en mükemmel tablosunu sevmek
seyildir sevmek.
sevmek,
bozulmamış doğada
yağmur sonrası
yeşillik ormanında
aşkının lezzetini sesiyle sunan
bülbülün sesini coşkuyla
dinlemeyi bilmektir sevmek.
sevmek,
ateş yalımında bakan gözlerin
vefasız ve de sadakatsız
gözyaşlarını
öperek kurutmayı
bilmektir ve de yaşamaktır sevmek.
erol_semiz 01.09.2007 Saat: 11:52
|
|