Ay düşüyor sisli gözyaşlarına denizin.
Denizse, atılan her ağı yutuyor.
Sen gidince bezgin dolaşıyor martılar.
Fırtınalar nasıl koşuyor bilemezsin.
Hep kuşku içindedir yakamozlar.
Hep korkular sağılıyor yüreğinde.
Geride ne varsa, ne varsa geride,
Bütün sevinçlerim allı pullu gemilerde saklanıyor.
Sen gidince, yelkenler sırılsıklam
Dümeni kırık, yapayalnız bir dalgayım.
Ne çok ağladığımı ben bilirim ancak.
Bilmediğim, nedendir bu kaçışlar.
Nedendir küçük balıkların sırra kadem basışı?
Şu tabelasında Deniz Kızı resmi olan,
Şu hep kulaklarımı yırtan hırıltılarla,
Pencereme dolan,
Arabesk nağmelerle nara atan çığlıklar bile,
Şimdi halay çekerek arsızca giriyor dizelerime.
Bir gül derin sularda üşüyor sen gidince.
Her gül, dilinde yanık bir türküyle sazları sürüyor.
Bir avuç beyaz köpük,
Ve yine düşüp düşmemekte kararsız
Yorgun dalga artıkları
Yanıp tutuşuyor ıslak kum taneleri arasında.
Hep hüzün oluyor hep maviyle dertleşiyorum sen gidince
Sen gidince sevmeyi unutuyor kumrular.
Bir çift balık, zıt kutuplarda dolaşıyor.
Boşuna değil bütün yazdıklarım aslında.
Aslında sana yazamadıklarım;
Dayatmadır bütün ayrılıklara, kırgın dalgalara,
Yunuslara, balinalara, nesli tükenen zenginliklere
Ve ölüme ve hasrete açılmayan yelkenlere dayatmadır.
Suna Doğanay 07.09.2007 Saat: 17:38
|
|