Bir yağmur damlası gibi kalbime düştün,
Islaklığın banaydı ve sımsıcaktı iyimserliğin,
Gökkuşağının rengi dokunmuştu gözlerine,
Gülerken hayat gülerdi, güller açardı,
Yanaklarının al al renginde.
Gülüşlerin umuda koşardı,
Kanatlanırdı güzelliğin ve gözlerime uçardı.
Oradan da bir damla yaş olur, kalbime çiçekler ekerdi.
Yürürken endamın,
Nazlı bir çiçeğin rüzgarlarda alımlı dansına benzerdi.
Güneş gölge olurdu adımlarının ahengine,
Konuşurken kıskanırdı şairler,
Dudaklarından dökülen kelimeleri,
Harfler kendi güzelliklerini, senin sesinde tadardı.
Sesler sana ulaşmak için, pervaneydi kulaklarında,
Seni, esen rüzgarlar,
Saçlarına dokunmak için yarıştaydılar.
Sana dokunmak için,
Hayaller kurardı ipek böcekleri.
Yanından geçmek için yol gözlerdi küçük bir taş parçası.
İsimsiz bir şehrin, isimsiz sokağında.
Kim bilir kaç kişi beklerdi,
Gözlerinden dökülen bir bakışın seyri,
Gözlerime vursun diye.
Uyurken hayalinde olmanın güzelliğini,
Kaç kişi kurdu kim bilir.
Bülbülü güle küstürdün, seni söyler şimdi,
Gül düşmanın oldu.
Kahrından soldu bilir misin.
Sen kimi sevdin, hayat düşmanı oldu
Ben de seni sevdim, ama kimseye söyleyemedim.
Kendime bile.
01.02.1998
Kelam-ı Sır
Hikmet YANIK 10.10.2007 Saat: 22:40
|
|