Bu satırları yazarken çok düşündüm
Aylarca yani, ne yazsam nasıl yazsam
ve karar verdim.
Senin kendince kendine göre haklı yönlerin olduğu kadar,
Geride kalanların da "BENİM"de benimde kendimce haklılıklarım çok.
Henüz 16 yıllık yer işgal etmişken dünyanda.
Vamıydı bırakıp gitmek?
Bana rağmen, dayanma gücün bukadar zayıfmıydı?
Ve annemin çektiği çilelere karşı.
Senin çektiklerin, devede kulak misili iken...
Beni bıraktığın yerde, göz yaşlarıma dahi yer yokken
Deli kanlıyım ya, en önemliside.
Zaten gözleri hep ıslak duran.
Annneme göstermemek için
Gecelere aktardığım göz yaşlarım...
Ahhh ablam diyorum o sırada.
Evlenip gitmenin zamanımıydı?
Aynı odada, karşılıklı yatar konuşur ağlaşırdık.
Yan odada yatan ikimizin "ANNE"sine göstermeden göz yaşlarımızı..
"ANNE"mi bana bıraktın, peki beni baba?
Bu koca şehirde zerre gibi kaybolacağımı düşündüğünü sanmam..
Üstelik, giderken her şeyimi.
İstikbalimi, çocukluğumu, olacaksa, kişiliğimi çalmışken.
Hadi gönder kuryeyle en özel, en kesin haklarımı.
Baba olmak, sorumluluk, şefkat ve bir sürü şeyler gerektirirmiş
Okudum ya da duydum da, doğrumu bunlar?
Kaç masum çocuğun daha dünyasını karartacaksın?
"SUS SERMET!!!!
Sen henüz çocuksun, küçüksün...
Bende sabırla susuyorum ve büyüyebilirsem.
Büyük yaşımda nice sorularım olacak.
Terkeden tüm babalara.
Hala hayattalarsa tabii ki...
Sermet TABAKÇIOĞLU (ÖZBAKIR)
Ayser ÖZBAKIR 10.10.2007 Saat: 22:44
|
|