Gök yüzünde üşüyen yıldızlar gördüm.
Titreyen ışıkları damla damla toprağa yağıyor.
Karanlığa düşen bir gül ağlıyor.
Çırpınıyor bülbül için.
Ya bülbülün döktüğü göz yaşı kim için.
Ey İbrahim’e çiçekleri ar,
Züleyha’ya kor eden ateş.
Neden hep seninle anılır bu sevdalar.
Hep seni yaşar, seni ağlar aşıklar.
Ah akşam!
Hep hüzün, yıkan, parçalayan.
Ne kadar da masum ve sessiz bir yüzün var.
Oysa ne kadar temiz yüreklerin kanına girdin.
Bu acımasız korkuların neden, kimin?
Karanlığın mekan tuttuğu gözlerinin mi?
Yoksa bir diğerine acımayan kalplerin mi?
Anlamak, üşüyen yıldızların esrarını.
Gülün bülbüle, bülbülün güle feryadını.
Bir günahı olmazdı akşamların.
Elbet sebebi vardı dinmez fırtınaların.
İbrahim’e ateşi gül eden neydi?
Züleyha’ya sabrı veren de aynı şeydi.