Yaprakları solmuş,
Dalları fırtınada kopmuş bir ağaç gibiyiz.
Yapraklarımız yok olmuş,
Dallarımız soyulmuş bir deniz kenarında.
Birimiz izinli, öbür tarafta,
Birimiz kaçak bu tarafta,
Birlikte aşk denen gül bahçesinden
Bir gül koklamış şeyda olmuştuk.
Aşk pınarından su içerek sarhoş olmuştuk.
Bilirdik ki Kavuşmayı umut etmesek
Gözlerimiz kör olurdu.
Fark ettin mi
Gözlerimiz, tüm bedenimiz yoruldu.
Şimdilerde beklemek-kavuşmak arası
Monoton bir hayatın girdabında kaldım.
Üzerime şehadet şerbeti dökülmüş gibi.
Silkiniyorum, ama çıkamıyorum.
Gün ışığına, aya, suya hasret
Bitkiler gibi tatsız ve tuzsusum.
Gayesiz ve huysuzum.
Dışarı her çıktığımda karabasan gibi
çöken sis ve karanlık dokunüyor yüreğime.
Yine bilirim ki umut ışık,
Işık ise hayat demektir.
Ben mi o ışığı yitirdim,
Yoksa o ışık mı beni ; bilmiyorum.
Aşkın olmasa, içimde biriktirdiğim
Bu yangın olmasa,
Dolmasa iliklerime aşkın hasreti,
bu yangın yüreğimi sarmasa,
Akarmı damarlarımdaki kan
Bir gün kavuşmak hayali olmasa,
Nasıl dayanılır hayata.
Bu sensizliğe, bu yoksulluğa,
Bu gurbete
Bu hasrete.
zekeriya_duman 23.10.2007 Saat: 10:36
|
|