dalgaların en hırçını alıp savurdu beni
küçük bir fındık kabuğu misali
az kalsın alabora olacaktım..
sular öyle durgun değildi
fırtınaların en güçlüsüydü belliki
bulutlar hallaç pamuğu gibi atılmaktaydı..
dalgalar bir o yana bir bu yana
beni savurmaktaydı..
yelkenlerim şişmişti yırtılacaktı..
direklerim çatırdıyor ama dayanıyordu..
bilmem hangi korsanın gemisi
geçip gitti yanımızdan..
yunuslar inadına oynaşıyordu
deniz deliriyor köpürüyordu.
kurşun gibiydi hava
kaptan baba öyle diyordu....
daha dündü.. deniz,
sultan yatağından da rahattı..
gökyüzünde üç küçük beyaz bulut vardı..
en olmadık küfürler çıkıyordu tayfaların ağzından..
çok içmişti birisi denize kusuyordu...
kimisi hasretlik türküleri söylüyor
bir başkası gözcü kulesinden sela veriyordu..
üç küçük beyaz bulut vardı
sessizce kayboldular..
niyetlerini kaptan baba anladı..
fırtınaya gebe gökyüzü diye kederlendi
tütün sardı, yaktı,
dumanını yuttu öksürdü.. sövdü
yıldızlar çıkmadı gece..
hışırdadı deniz..dalgalandı dalgalandı....
umulan anda patladı fırtına
koca derya küsmüştü
onu sevmekten başka suçum olmasa da
ay da kaybolmuştu
oysa daha dün gemi dümeni kadardı..
şimdi gökte olsaydı, aydınlatırdı
görürdüm belki
denizin deli bakışlarını..
bulutlar dolanıyordu tepemde
alıcı kuşlar misali..
son savuruşunda beni
olmaz olasıca o deli dalganın
ağlamak geldi içimden..
ilk defa korkuyordum.. tahtalarım gıcırdıyordu..
kimse farketmese de ben dua okuyordum...
bu gün çarşaf gibi koca derya
delilikden eser kalmamış
başka gemilere rastlıyorum
hepsi de parçalanmış
kaptan baba yok,
leventler konuşmuyor,
miço korkmuyor..
parçalarımdan birine serdümen tutunuyor..
gözcü direği, yanı başımda yüzmekte..
uzaktan bir sela geliyor..
biliyorumki insanlar ölüyor
tepemizde çığlık çığlık uçuyor
acemi çığlıklarıyla martılar
tahtalarım yüzüyor
ama gemiler parçalansa da ölmüyor
ölmüyor...