Duygu dolu bir dünyada,
Azarlanan aşklara rastladım.
Herkeste bir nefret vardı.
Aşkı, nefretle çözüyorlardı.
Tıpkı gözlerimizden düşen fısıltılar gibi.
Derin yankıları vadilere götüren,
Büyülü haykırışlar gibi.
Anladım ki, yarının garantisi yok.
Ölümün kollarında cirit atıyoruz.
Yalnızlığın kumarında,
Gezginci düşler taşıyoruz.
Ve yine kendimize bölünüyoruz.
Hücrelerde söyleşen dilsiz hünerler gibi.
Sessiz bir konuşmanın kapısını aralayan,
Geçmişin sinişleri gibi.
Üzerimde engin bir mahzen var.
Orada bir şarap gibi tatlanıyorum.
Biriken gençliğimle,
Yaşlılığıma gülümsemeler konduruyorum.
Son kez sesleniyorum, sana.
Duyduğun anda yüreğine sarıl.
Çünkü ben, orayı arıyorum.
Gözlerindeki kehanetten,
Düşlenmemiş kurgular yaratıyorum.
kudret alkan 26.11.2007 Saat: 16:11
|
|