Atatürk’ün Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip
|
|
Zavallı köylü !
Bu yurtta;
Bir karış toprağı bile bulunmayan sen;
Vatanı savunmaya koşuyorum diye,
Birinde;
Buzları ayakları donduran,
Birinde;
Güneşi beynini yakan cephelere koştun.
Yedi kat cennetin alamayacağı kadar,
Çok şehit verdin.
Topla öldün…
Acından öldün…
Yorgunluktan öldün…
Hastalıktan öldün ..!
Aslında neyi savundun sen ?
Namusunu mu ?
O namusu düşman değil,
Geride,altın seccadesinde,
Yan gelen zorba çiğnedi.
Vatan mı ?
Onda senin hiçbir hakkın yoktur !
Her şey,her şey,
Sen de birlikte,
Her şey zorbanındır.
Senin bu ülkede biricik nasibin;
Gelip geçen zorba hükümetlerinin,
Hırsız ve zalim jandarmalarının kamçısıdır !...
Haydi bir düşman daha gelmiş,
İzmir’i alıyor.
Yine silaha sarıl.
Koş tepele.
Zenginlerin çiftliklerini,
Seni soyup,
Çıplak ve sefil sokağa atan zorbaların,
Rahat ve huzurunu savunmak gerek !
Al şu silahı,
Koş ve gerekse gerekmese öl !
İşte hem seferberlik sırasında,
Hem mütarekeden sonraki,
Milli savaşlarda,
Ordu’dan kaçma olaylarının,
Nedenini burada aramak gerekir…
Köylü;
Kendisine verilen emirlerdeki,
İnsafsız sözlerin anlamının ne olduğunu,
Kendisinin,kimin hakkını savunmak için,
Öne sürüldüğünü anlamıştır ..?
Biz,nedense kendimizi çok akıllı,
Köylüyü de hayvan bildiğimiz için,
Hep yanılmakta,aldanmaktayız.
Bunu kavrayabilmek için,
Köylüye inmeli,
Ona güven verdikten sonra,
Dertlerini ve şikayetlerini dinlemeliyiz.
Onun neden kendine yakışan bir yiğitlikle,
Savaşmadığını işte o zaman anlarız.
“Caninin elinden alınan bıçakla,
Onun canına kıymaktan,
Daha adaletli ve zevkli ne vardır !”
Atatürk’ün Milli Eğitim Bakanı
Dr. Reşit Galip-Ekim 1920
kemalduman 26.11.2007 Saat: 16:23
|
|