Yaşım dokuz…
Talebeliğin en heyecanlı zamanı.
Aylardan yaz sonu ya da güz…
Aksi bir hocamız var
Her ders bize saat sorar
Babamın cebinde, görmüştüm onu
Bazen anlatırdı bize nasıl bulduğunu
Aldım habersiz zemberekli saati
Ertesi gün söyleyecektim övünerek vakiti
Saatin güzelliği derste almış aklımı
Sonradan fark ettim nasıl yanlış yaptığımı
Seslendi bana:- Ne yapıyorsun anlat bakalım konuyu.
Konuyu anlatamadım. Biliyorum hocanın huyunu
—Çık tahtaya dedi, tek ayağının üzerinde dur
Sana ancak en iyi verilecek ceza budur.
Kafam önümde, gözüm ayaklarımın üzerinde öyle kaldım
Ayaklarımın sızısını bile utancımdan hatırlayamadım
—Vakit dolmadı mı dedi. Herkes saate baktı
Hemen saatimi çıkardım hoca gördü bana baktı
Yanına çağırdı beni:- Söyle yavrum bunu nereden aldın?
*Benim hocam dedim, babamın cebinden aldım*
—Peki, bak saate kaçmış. Hemen acelece baktım
Saat beşi gösteriyor yerimde şaşırdım, kaldım
Sınıfta bir gürültü, kahkaha tufanı çıktı. *Oğlum* dedi öğretmen
—Bu saat on yıl geri kalmış alırken bakmadın mı sen