Hosgeldiniz degerli Siirdostu! 2008-12-03 00:53:21 | Üye / Sair Girisi - Üye Ol

SiirDostu.com » şiirleri » 'Boz Eşşeğin Rüyası' şiiri

Arkadasina gönder! | Favorilere ekle! | Açilis sayfasi yap!

Üye / Şair Girişi
  Yeni Üye / Şair kaydı Kolayca, hemen üye olun aramiza katilin; üyelik ücretsizdir.
Ana Sayfa
Şair Listesi
Şiir Listesi
Flash Şiirleryeni
Resimli Şiirler
Sesli Şiir/MP3
Şiirli E-Kart
Öyküler
Denemeler
Kitaplar
Chat-Sohbet
Forum
Fıkralar
Haberler
Seri ilanlar
Üye / Şair Listesi
ŞIIR - ŞAIR EKLE
Resim Sergisi
Hakkimizda
Reklam
Iletişim
Destekleyenler


Henry Frederic Amiel derki:

Insan tek basina hayal eder, tek basina aci çeker, tek basina ölür.


Buraya Reklam vermek istermisiniz?

Siir Klipleri, Görüntülü Siirler, Güzel Sahneler, Youtube ve diger Video portallarindan secmeler

Resimli Siirli E-kartlar, Poem with Picture, Bild kopruvekamyon.jpg


Resimli Siirli E-kartlar, Poem with Picture, Bild doktor.jpg



Tüm Şiirli E-Kartlar


Boz Eşşeğin Rüyası

BOZ EŞŞEĞİN RÜYASI

Burası dağların eteğine kurulmuş, yeşilliklerle bezenmiş, yüksek tepelerden çağlayanların aktığı, güzel küçük bir köydü. Bu köydeki insanlar mutluluk içinde yaşar, herkes birbirinin yardımına koşardı. Yalnız öyle biri vardı ki; bütün işini kendisi görür, kimseden yardım istemezdi.

Salih usta sabah erkenden eşşeğiyle evinden çıkar ormanda çalışır, kestiği odunları pazara götürüp satar, akşam da hava kararmak üzereyken evine dönerdi. O evin bütün yükünü boz eşşek taşırdı. Boz eşşeği annesi bu evde dünyaya getirmişti. Annesi yaşlı olduğundan dolayı, daha fazla bu ağır işlere dayanamamış ve ölmüştü. Annesi öldüğünde boz eşşek henüz çok küçüktü ve ölümün ne olduğunu bilmiyordu. Annesinin yük taşımaya gittiğini ve mutlaka dönüp geleceğini düşünüyordu. Annesini özlediği gecelerde onu hatırlayıp, dayanamaz ağlardı, onu hep rüyalarında görürdü. Dolayısı ile bütün taşıma işleri de boz eşşeğe kalmıştı. Boz eşşek bütün gün hiç durmadan çalıştığından yorgun düşüyor, cılız bedeni bu yorgunluğu daha fazla kaldıramıyordu.

Günler günleri, haftalar ayları, aylar da yılları kovalamış durmuş ve boz eşşek çok yaşlanmıştı. Günlerden bir gün boz eşşek ağıl da yemlenirken, Salih usta ile karısının konuşmalarını duymuştu. Salih usta karısı Sultana;
“Bu boz eşşek çok yaşlandı artık, işime fazla yaramıyor, azıcık yük taşısa hemen yorgun düşüyor. Bunu satıp yerine biraz daha genç bir eşşek almayı düşünüyorum. Sen ne dersin hatun?”
Sultan;
“Ama boz eşşek bu evde doğdu. Annesinin de, boz eşşeğin de biz de çok hakkı var. Onu nasıl satmayı düşünürsün. Bence boz eşşeğin yanına bir eşşek daha alalım. Taşıma işini ikisine paylaştırırsak, hem boz eşşeğin yükü hafiflemiş olur, hem de alacağımız eşşek fazla yorulmamış olur.”
Salih usta karısı Sultan’ın bu düşüncesi karşısında çok öfkelenmişti. Ona bir hışımla çıkışarak;
“Bana bak bu evde ben ne dersem o olur. Ben biliyorum ne yapacağımı, sen benim işime karışma. Zaten sana soranda kabahat.” dedi ve hızla ağıldan çıkıp gitti...
Bütün konuşulanları boz eşşek duymuştu. Yemini bırakıp uzun düşüncelere daldı. Bir an annesini hatırladı.
“Ah anneciğim nerelerdesin, beni neden yalnız bırakıp gittin? Çok çaresizim, çok yalnızım anneciğim.” diyerek ağlıyordu boz eşşek.
Göz yaşları içinde annesini düşünerek, tatlı bir uykuya daldı. O gece rüyasında annesini gördü. Annesiyle uzun uzun konuşup, olanları anlattı. Onu çok özlediğini, neden yanına gelmediğini sordu. Annesi ona;
“Az kaldı yavrum, çok az kaldı. Yakında kavuşacağız, ve bir daha asla ayrılmayacağız. Biraz sabret yavrum, sakın huysuzluk yapma” diyordu.

Çilli horoz’un ötmesiyle sabah olmuştu. Salih usta ahıra gelip boz eşşeği tekmeleyerek;
“Uyan hadi miskin eşşek, hala yatıyor musun? Seni bu gün pazara götürüp satacağım, yerine de senden daha genç bir eşşek alacağım.”
Boz eşşek hiç sesini çıkartmadan, gördüğü tatlı rüyanın büyüsünü bozmadan, yerinden doğrularak kalktı. Aslında bu gün çok mutluydu, çünkü rüyasında annesini görmüştü. Huysuzluk yapmanın hiç sırası değildi.

Salih usta boz eşşeğin yularından tutup çekiştire çekiştire pazara götürdü, akşama kadar pazarda kaldı. Boz eşşek öyle yaşlanmıştı ki, bir tane bile alıcısı çıkmamıştı. Salih usta bu işe çok kızmış ve bütün hırsını boz eşşekten alırcasına, söylene söylene evinin yolunu tutmuştu. Karısı Sultan kapıda onları bekliyordu, Salih ustanın sinirli bir şekilde eve gelmesi bütün olanları anlatıyordu. O gün Sultanla Salih usta hiç konuşmadılar. Gece yatarken Salih ustanın aklına, dere kenarındaki yüksek yayla tepesi geldi.
“Madem ki boz eşşek bir işime yaramıyor, ve pazarda da onu satamadım, onu boşu boşuna besleyecek değilim ya. Zaten durumum çok kötü. Yarın sabah ilk işim, onu alıp yüksek yayla tepesine götürüp bırakmak olacak” diye düşünerek uykuya daldı.

Çilli horoz’un ötmesiyle sabah olmuş, güneş tüm haşmetiyle gökyüzünden salınarak ışıklarını etrafına saçıyordu. Salih usta boz eşşeğin yularından tutup, onu iteleye iteleye, bir yandan da söylene söylene yüksek yayla tepesine getirmişti. Salih usta boz eşşeğin başını okşayıp;
“Seni burada bırakmak istemezdim ama başka çarem yok. İnkâr edecek değilim boz eşşek, ben de çok hakkınız var, anneni de seni de çok sevdik. Biliyorsun benim sana bakacak durumum yok. Keşke biraz daha maddi durumum iyi olsaydı da, seni burada böyle bırakmak zorunda kalmasaydım. Ne olur bana kızma, seni özgür bırakıyorum” dedi ve onu alnından öptü.

Salih usta ağlamaklı gözlerle, arkasına bile bakmadan oradan uzaklaştı. Arkasına bakacak olursa onu bırakamayacağını, buna yüreğinin dayanamayacağını çok iyi biliyordu. Bu nedenle arkasına bakmaması gerektiğini düşünüyordu. Çocuklarının çok sevdiği boz eşşek ailesinin bir üyesi gibiydi ne de olsa. Salih usta evine geldiğinde, onu Sultan ve çocukları İsa ile Musa karşıladı.
“Boz eşşek nerede baba? diye sordu çocuklar.
Salih usta ağlamaklı gözlerle karısı Sultana bakarak;
“Onu özgür bıraktım çocuklar, öyle olması gerekiyordu.”
Belli ki çok üzgündü. Salih usta bütün gün yaptığının doğru olup olmadığını düşündü. Evlerinden sanki bir cenaze çıkmış gibi, büyük bir sessizlik, büyük bir soğukluk vardı. İsa ile Musa’dan bile “çıt” diye ses çıkmıyordu. Boz eşşeğin yokluğuyla evlerini büyük bir sessizlik sarmıştı. Boz eşşeği öylece bırakıp geldiği için, karısı da Salih usta ile konuşmuyor, ona surat asıyordu.

Bu durumu fark eden Salih usta ne kadar büyük bir hata yaptığını fark etmiş ve olanlardan dolayı çok üzülmüştü.
“Meğer evimin neşe kaynağıymış boz eşşek” diye düşündü.
Salih usta ne karısıyla, ne de çocuklarıyla hiç bir şey konuşmadı. Oturduğu yerden kalkarak yatağına doğru gitti. Salih usta o gece yatağında sağa sola dönüp durdu, bir türlü uyuyamadı. Yaptığından dolayı çok pişmandı, ne de olsa yıllarca evinin geçimini onun sayesinde yapmıştı. Ormanda kestiği ağaçları boz eşşeğe yükleyip, pazara götürüp satmıştı. Salih usta;
“Bu kadar vicdansız olmamalıydım, yarın sabah ilk iş olarak, onu bıraktığım yerden alıp, tekrar evime getireceğim. Bu saatten sonra onu çalıştırmam, o dinlensin. Bir eşşek alır, işimi onunla görürüm” diye düşündü.

O sabah çilli horoz’un ötmesiyle Salih ustanın yataktan kalkması bir oldu. Güneş tüm güzelliğini sergilercesine tepeden ışıklarını saçıyordu. Salih usta boz eşşeği bıraktığı yüksek yayla tepesine geldi, fakat boz eşşek bıraktığı yerde yoktu. Etrafı arayıp her tarafa baktı. Salih usta çok pişmandı. Sonra gözüne az ötedeki uçurum geldi. Koşar adımlarla uçuruma doğru gidip aşağı baktı. Bir de ne görsün, boz eşşek dengesini kaybedip, yaşlı bedenine hakim olamayıp, uçurumdan aşağı düşüp ölmüştü.

Başındaki uçuşan leş kargaları boz eşşeğin cesedini yiyordu. Boz eşşeğin kargalar tarafından parçalanmış cesedini gören Salih usta, uçurumun kenarına diz çöküp ağlamaya başladı. Yaptığı hatanın vicdan azabı çökmüştü yüreğine. Cebinden çıkardığı mendili ile bir yandan gözyaşlarını siliyor, bir yandan da boz eşşeğe olanlardan dolayı, kendini sorumlu tutuyordu.
“Affet beni boz eşşek, affet beni. Böyle olsun istemezdim. Ne olur affet beni, çok pişmanım. Nasıl böyle bir hata yapabildim, hala aklım almıyor. Nasıl düşünmeden hareket ettim bilemiyorum. Meğer evimin neşesi senmişsin. Çocuklarım seninle gülüyormuş, evim seninle neşe doluyormuş bilemedim. Çok üzgünüm, ne olur affet beni.”
diyerek, göz yaşlarına hakim olamıyordu. Fakat son pişmanlık çare değildi. Boz eşşek ölmüştü bir kere ve hiç bir şey onu geri getiremezdi artık.

Boz eşşeğin rüyası gerçek olmuştu, çok sevdiği ve çok özlediği annesine böylece kavuşmuştu… Hem de bir daha asla ayrılmamak üzere…


11. 05. 2006 / ANKARA

Emine SEVİNÇ ÖKSÜZOĞLU



13.12.2007 Saat: 13:09

- Şairin Tüm Şiirleri | Arkadaşına Gönder | Yazdır | Sevdiklerime Ekle!|

    Sairin () diger siirleri:

  1. yalvarmadım mı?
  2. Baba İle Oğul'un Kaderi
  3. Zamansız
  4. Çok Güzel Gülüyorsun
  5. Çocuk
  6. Çocuğun Hakkı
  7. Çoban Kavalı
  8. Mısra-i Berceste (4) Cevap Ver
  9. Mısra-i Berceste (3) Bir Bakış
  10. Mısra-i Berceste (2) Bir Çıkmazdayım
  11. Bu Şehir
  12. Bolu Dağları
  13. Bizim Buralarda
  14. Bir Umuttun Yüreğimde
  15. Bir Şehrin Günlüğünden
  16. Bir Sen Varsın Gözümde
  17. Bir Ölüm Tanıdım
  18. Bir Kuş Uçursam Göklere
  19. Bir Kelepçeydi Sevdan
  20. Bir Kavgadır Sevdam
  21. Bir Gün Mutlaka
  22. Bir Şiir Ölüyor
  23. Bir Bahar Yaşıyorum
  24. Bir Kadın
  25. Beni Hatırla
  26. Ben Ozanım
  27. Ben miydim Ayrılalım Diyen
  28. Belki Gelirsin
  29. Bekleyiş
  30. Batan Güneşin Ardından
  31. Barış İstiyorum Tuna
  32. Balıkçının Ardından
  33. Bahar Tomurcuğum
  34. Babamı Öldürdüm Hiç Kan Çıkmadı
  35. Mısra-i Berceste (1) Aşk
  36. Aynalar ve Yıllar
  37. Aşkın Rengi Kırmızı
  38. Arzular
  39. Arkadaşa Serzeniş 2
  40. Arkadaşa Serzeniş 1
  41. Arkadaş
  42. Antalya'da
  43. Ankara'ya Kar Yağıyordu
  44. Anılarımda Sen
  45. Ana
  46. Ağlayan Yıldızlar
  47. Anılar Yetmez Bana
  48. Ağlamak
  49. Ağaran Saçlarım
  50. Affetmeyeceğim Seni
  51. Affet Beni Allah'ım
  52. Af Çıkmış
  53. Türkoğlu Türkleriz Biz
  54. Sevdalar
  55. Hoşçakal Can Azerbaycan
  56. Gökyurt'um Kerkük'üm
  57. Şehit Mehmetçik
  58. Filistin gözlerimde ağlıyor
  59. Yeşil gözlerinde kaybolan dünya
  60. zorla aşk olmuyor”
  61. Yaşamak
  62. zamansız
  63. Başlık Parası
  64. Ben Geldim Anne
  65. Yürekler dolusu sevgiler
  66. yürek işi
  67. yüreğimdeki çocuk
  68. Yüreğim hala seni seviyor
  69. Mısra-i Azade
  70. Yunus'a
  71. Yazmak istiyorum
  72. Yaşamak
  73. Yaşama Dair
  74. Vurgunum sevdana
  75. virane
  76. Ve yine O'na
  77. vazgeçmem Bosna’dan
  78. Üşümüş kar taneleri gönderiyorum sana
  79. Ülkemin Yol arkadaşı
  80. uzaklar
  81. Utanmaz geceler
  82. unuttuk insanlığı
  83. Boz Eşşeğin Rüyası
  84. unut beni
  85. Umutlar
  86. Mısra-i Azade 3
  87. Türkiyem
  88. Gavurdağı
  89. Türk kahvesinin tadı
  90. Tutku
  91. Mısra-i Azade
  92. şiirsel
  93. Şiir üzerine
  94. Şiir
  95. Sevgiler Günışığında
  96. Sevgi ve Aritmetik
  97. Sevgiliye Mektup 1
  98. Sevgiliye Mektup 2
  99. Sevgiliye Mektup 3
  100. Aşk
  101. Bir Ölüm Tanıdım
  102. Bir Umuttun Yüreğimde
  103. Bizim Buralarda
  104. Hüzün çiçekleri
  105. Gerçek Sevgi
  106. Emine Sevinç Öksüzoğlu'ndan Seçme Şiirler
  107. soykırım
  108. son kararını ver
  109. Sevmesini bil
  110. “Sevdam seni bırakmasın”
  111. seni son kez yaşamak
  112. sen varsın dilimde
  113. Sen ve ben
  114. Sana Dair
  115. Rüya
  116. Rumeli Ezanları
  117. özgürlük türküsü
  118. Özgürlük
  119. Bu Şehir
  120. Güneş Yüzlü Çocuklar
  121. İncir Ağacı
  122. Kambur Fatma
  123. Kıbrıs Barış Harekatından Asker Mehmet'in Öyküsü
  124. Mine'nin Mutluluk Oyunu
  125. Mor Koyun
  126. Türk Subayı İle Ermeni Kızın Aşk Öyküsü
  127. Türkiye'nin Başbakanından
  128. Yeşil Gözlerinde Kaybolan Dünya
  129. Zeliş
  130. Af Çıkmış
  131. Affetmeyeceğim Seni
  132. Ağaran Saçlarım
  133. Ağlamak
  134. Ağlayan Yıldızlar
  135. Anılar Yetmez Bana
  136. Ankara'ya Kar Yağıyordu
  137. Arkadaş
  138. Aşkın Rengi Kırmızı
  139. Babamı Öldürdüm Hiç Kan Çıkmadı
  140. Bahar Tomurcuğum
  141. Balıkçının Ardından
  142. Barış İstiyorum Tuna
  143. Mutluluk oyunu
  144. Özgürlük…
  145. Belki Gelirsin
  146. Ben miydim yrılalım Diyen
  147. Bir Kadın
  148. Bir Şiir Ölüyor
  149. Bir Kavgadır Sevdam
  150. Bir Kelepçeydi Sevdan
  151. Bir Kuş Uçursam Göklere
  152. Şehit Mehmetçik
  153. Gökyurt'um Kerkük'üm
  154. Hoşçakal Can Azerbaycan
  155. Sevdalar
  156. Türkoğlu Türkleriz Biz
  157. Çoban Kavalı
  158. Çocuk
  159. Çok Güzel Gülüyorsun
  160. Deli
  161. Düşler Sokağı
  162. Düşsel Fantaziler
  163. Düşün
  164. Düşüncelerimde Sen
  165. Elveda Şehr-i Gaziantep
  166. Erkeğim
  167. Eyy Ölüm
  168. Gel Bana
  169. Gülünce Güneşler Açan
  170. Gündönümü
  171. Gözlerin
  172. Her Şey Aynı Aslında
  173. Hoşgeldin Bebeğim
  174. İhanet
  175. İkibinlere Doğru
  176. İkiye Bölünen Gece
  177. İnsanca Yaşa
  178. İstanbul'a Veda
  179. Kolay mı?
  180. Kosova Kan Ağlıyor
  181. Kovala Sevdanı
  182. Kozmik Rüzgârların Anısı
  183. Küçüğüm
  184. Korkma yaşamaktan
  185. Nasıldır Bilir Misin?
  186. Ne Anlamı Var
  187. Ne Olur!
  188. Ne Zaman Geleceksin?
  189. Nedense
  190. Olmuyor Sensiz Bu Can
  191. On Dokuz Otuz Vapuru
  192. Otuz Yedi Şubat
  193. Ölüm Ekmek Peşinde
  194. Ölüm Sana Şiir Yazdım
  195. Ölümün Soğuk Yüzü
  196. Öyle Olmalı Ki
 
· Genel şiirleri



En son eklenen Genel şiiri
FIRTINA SORGUSU


Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu siiri puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü



 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa




Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Siirdostu.Com 2000-2006 ©
Genel Yayin Editörü : Mesut Yekta
Sitedeki tüm eserlerin telif hakları sahiplerine aittir.
Anasayfa | Şiir Listesi | | Şiir ekle | Şiir MP3 |Kitaplar | Forum | Iletişim | Editörden | Hakkimizda| Reklam

Teknik altyapı ve bakım Yekta Information Technologies 2009



0.36 sec.