Gül dalında solunca, bülbülün içi yandı...
Geride kalanlara bakıp hep efkârlandı...
Yine de vazgeçmedi, ayrılmadı yanından,
Diken dolu dallarda, bir tomurcuk aradı...
Ey dikenli dal dedi, sende ne cevherler var,
Gül sende öldü ama, o yine sende doğar...
Beklerim sen yeter ki gülzârın içinde ol,
Beklerim elbet gonca gül yine sende açar...
Ben bülbülüm, terketmem, dedi, âşığım sana,
Hem sâde sana değil, dikenine, dalına...
Kanatmışın, yırtmışın, inan umrumda değil,
Bir tek kanadım değil, şu canım fedâ sana...
Dal ki goncalanır mı, goncalanmaz mı meçhûl...
Gözyaşıyla suladı, gülü o âşık bülbül...
Hakk rahmetini sundu, dal tomurcuğa durdu,
Bülbül dedi, sırf diken kalsaydın da güldün, gül...
Çiçeğin soldu diye, aşkımı harcamazdım,
Dalındaki dikenler için de kınamazdım...
Sen açmasaydın da ben, sevecektim seni hep,
Bülbüllerin sefâsı, güllere vefâ canım...
Gül bu aşkın gücüyle, bülbüle kurban oldu,
Bülbül gülün yüzüne, cilvesine râm oldu...
Bu bir masal sadece, ne gül var ne de bülbül,
Bir masal ki Hakk yazdı, dillere destân oldu...
Neslihan Nur TÜRK 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|